Anasayfa Sanat/Kültür Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani değildir

Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani değildir

“Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani değildir” denilmiş çok eskilerde. Ani’nin böylesine onurlandırılmasının nedeni; asırlar boyunca farklı millet ve dinleri bünyesinde toplamasından gelen çok kültürlülüğü. Türkler, Gürcüler ve Ermeniler birlikte barış içinde yaşamayı başarabilmişler. Günümüz dünyası düşünüldüğünde, binlerce yıldan beri yan yana duran cami, kilise ve zerdüşt tapınağı insanı fazlasıyla şaşırtıp, hayran bırakıyor. Sadece bu yönüyle dahi Ani saygıyı fazlasıyla hak ediyor değil mi?

Ani, Kars merkezinin 44 kilometre doğusunda Ocaklı köyü bitişiğinde yer alıyor. Aras Nehri’nin Arpa Çay kolu kıyısında ki Ani’nin kuzeydoğusunda Tatarcık, batısında Bostanlar deresi akıyor. Harabelerin bulunduğu yerde Arpa Çay, Türkiye ile Ermenistan’ı bir birinde ayırıyor. 11. yüzyılda en görkemli zamanlarını yaşayan Ani ‘1001 Kilise Şehri’ olarak anılıyor. Bu ismin abartılı olduğu bilinse de arkeologların bugüne kadar 40 kilise, şapel ve anıt mezar tespit ettiği biliniyor.

Ani’nin çağlar boyunca önemini kaybetmemesinin iki nedeni var. Birincisi güvenlik ki; Ani güney doğusundan geçen Arpa Çay ve Vadisi, kuzeybatısındaki Alacasu ve Vadisi ile doğal olarak korunan bir platoda yer alıyor. İkinci nedeni ise; Şehrin su gereksinimini, debisi yüksek olan Arpa Çay’ın karşılaması.

Şimdi bir mezarlık sessizliğinde olan, öncesinde ise bir din şehri olan Ani; Kordoba, Bagrat, Byzantion gibi krallılara asırlarca beşiklik etmiş kozmopolit bir metropoldür aslında. Bunu şehrin göbeğinde kurulan büyük pazar yerlerinden anlamak mümkün. Ortaçağın en büyük ticaret merkezi olduğu düşünüldüğünde metropol tanımlamasının yerinde olduğu inkar edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Kalıntıları görülen yapıların büyük çoğunluğu İ.S. 8 ile 13. Yüzyıllar arasında yapılmış. Aynı dönemde Ani, sanat ve ekonomi yönünden de altın yıllarını yaşamış, adeta kültürel bir Rönesans’a sahne olmuş. “Bin bir kiliseli şehir” adıyla anılan Ani’nin, Venedik Avrupa’sını andırdığını söyleyenler ne kadar da haklılar.

Bagratlı krallar II. Smbat ve I. Gagik döneminde şehir surları onarılıp geliştiriliyor, birçok kilise inşa ediliyor. Birçok kilisenin imarı tamamlanıyor ve şehrin nüfusu yüz bine ulaşıyor. Bagratlı krallarla Ani altın çağını yaşarken “Kırk kapılı ve bin bir kiliseli Şehir” olarak anılmaya başlıyor.

Tarih kitaplarında Ehil olmayan kişilerin denetimine kaldığı söylenen Ani’de taht kavgaları başlıyor ve başa geçen III. Hovhannes Smbat şehiri 1035 de Bizans’a satıyor. Şehir halkından gizli olarak yapılan bu “satış” tepki ile karşılanıyor ve sur duvarlarının önünde binlerce kişinin öldüğü bir savaştan sonra şehir yeniden bağımsızlığını kazanıyor.

Türk Hakanı Alparslan tarafından 1064 yılında 25 gün süren bir kuşatmadan sonra fethedilen Ani, Anadolu’da Türklerin ilk ele geçirdiği şehir unvanını alıyor. Alparslan şehir yönetimini bir Türk boyu olan Şeddadilere veriyor. Depremde tahrip olan şehir tepeden tırnağa onarılıyor ve ikinci bir yükseliş yaşıyor. Şehir Malazgirt Savaşı’ndan yedi yıl önce ele geçirildiği için, hazırlık safhası ve geri karakol olma özelliği ile Malazgirt Zaferi’ne büyük katkı sağlıyor.

Moğollar tarafından 1239 yılında istila edilen ve yakılıp yıkılarak talan edilen Ani’ye, son darbeyi ise tabiat vurur. Büyük bir deprem 1319 yılında şehri yaşanmaz hale getiriyor. Her ne kadar ufak bir yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam edilse de, terk edilmiş bir şehir görünümünden bir daha kurtulamıyor.

93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşlarında 40 yıl Rusların hakimiyetinde kalan Ani, St. Petersburg Çarlık Üniversitesinden Prof. Marr tarafından 250 kişilik bir grup ile şehirde kazı yapılıyor ve ne yazık ki, taşınabilir bütün eserler ve birçok fresk Rusya’ya götürülüyor.

Ani’nin öyküsü bununla da bitmiyor. Ani bütün bu tarihinin altında birde yar altı şehri saklıyor. Halk buraya “Gider-Gelmez” diyor. Giriş Resimli Kilisenin hemen güneydoğusundaki ana kayanın altında bulunuyor. 100 metrekarelik birçok odadan meydana gelen bu “yer altı şehri” hem saklanma yeri hem de devasa bir kiler olarak kullanılmış vaktiyle.

Fotoğraflar: Seçil Bozkurt GÖLE

Yüzlerce yıl önce ucu bucağı gözükmeyen kervanların, çan sesleri arasında aylarca gece gündüz ilerlediği İpek yolu üzerinde ki binlerce nüfuslu Krallar Diyarı Ani’de şimdi yalnızlık ve hüzün hakim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Köftenin sırrı

Oldum olası kuru köfteye bayılırım. Bugüne değin altmışa yakın vilayetimizi gezdim; ilk so…