Anasayfa Benim Penceremden Bu nefretin temelinde ne var?

Bu nefretin temelinde ne var?

Bu ülkede bazı kişilerin siyasi tercihlerinde, karşı oluşumlara ve bunun siyasi kurumu olan partilere ve partililere karşı kin ve nefret beslemelerinin ardında ne olabilir? Zannedildiği gibi istikbale karşı duyulan genel kaygı ve temenniler mi? istisnalar olsa da; aslında tamamen kişisel çıkar, beklentiler, elde edilemeyen ve edilemeyecek gibi gözüken hırslar, zaaflar ve acizlik var.  

Bir siyasi görüşün veya partinin benimsenmemesi, sevilmemesi gayet doğaldır. Ancak işin kin ve nefrete varan psikolojik bir safhaya götürülmesi; üstelik şartlanmışçasına, koro halinde bu kesimin aynı sebepleri sıralamasının arkasında neler var? Henüz gelişmemiş bir dünya görüşüne sahip olmak, doğru bilgi ve buna ulaşmama da ısrar etmek, güdülmekten ve sürekli yapılan kirli algı çalışmalarında hedef kitle pozisyonundan kurtulamamak olabilir mi? Mantıklı, sağlıklı düşünememe ve muhakeme yapamamak, karşı düşüncenin doğrusunu kabullenmemek, kendi fikrinden olanın yanlışını görmezden gelmek denebilir mi? Kötüyü hep karşıdan, iyiyi hep kendinden bilme egosunu yenememek, fikir ve eylemde samimi ve dürüst olamamak, üretememek, gelişememek, toplumu etkileyememek ve milletin genelini ikna edememek dersek yanılır mıyız?

Daha kötüsü ise siyaseten öngörülen hedeflere ulaşmada kirli ve gerçek dışı materyallere sarılmak, siyasetin yapılma sebebinin milli düşünce ve gaye çerçevesi içinde tutulamamasıdır. Sırf iktidarın zayıflaması, güç kaybetmesi, yetersiz gözükmesi ve yıkılarak gitmesi uğruna; ülke bekasının ateşe atılmasında tereddüt edilmemesidir.  Türk milletinin bin yıllık düşmanlarıyla bu gaye noktasında aynı çizgide hareket edilmesi ve bunun taraflarınca gayet normal görülebilmesidir.

Siyaset çözüm üretme sanatıdır. Bu bağlamda akıl; toplumun yaşadığı her türlü çözüm bekleyen sorunlarına karşı çare üretmek ile meşgul olması beklenir. Ortaya gerçekçi, somut, kabul edilebilir fikir ve öneriler konulması, topluma doğruların apaçık gösterilmesi gerekmez mi? Bugün, özellikle muhalefet partilerinin ve onları dolaylı ya da doğrudan destekleyen, onlarla fikir, gönül ve hedef bağları bulunan kurum, kuruluş ve kişilerin toplumu müspet bilgilerle buluşturması istenmez mi? İktidarın varsa yanlışlarının -ki elbette var- ifşa edilmesi, olması gerekenin ne olduğunun detaylı şekilde anlatılması, ortaya karşı tez konulması ve temellendirilmesi arzulanmaz mı? Neticelerinin somut şekilde gösterilmesi; siyasetin doğası ve insani ahlâkın gereği olarak milli olabilme ve milli davranabilme kavramı içerisinde milletin aklına ve kalbine inilmesi gerekir dersek, yanılmış olmayız değil mi?

Yalan ve iftiralarla veya yanlışları yine yanlışla gösterme gayreti içerisinde devlet ve millet düşmanlarıyla çıkar ilişkisi içerisinde olmak sadece yetersizlik, beceriksizlik, acizlik gibi kelimelerle anlatılamaz. Bunun temelinde kansızlık, ruhsuzluk, ahlâksızlık ve ihanet gibi sonu ve sebebi çok derinlerde aranacak ve aranması da gerekecek bir çürümüşlük vardır.

İnsanların olabildiği gibi, fikirlerin, siyasetin ve bunların uygulanması aşamasında da hatalar, yanlışlar olabilir elbette. Burada esas olan niyettir. Her fikir ve fiilde aranması gereken niyet olmalıdır. Başkalarının hata ve yanlışlarını sahiplerine karşı koz olarak kullanmak siyasetin ve daha doğrusu yaşamın garip bir cilvesi olsa da onun yerine kendi niyetimizde ki samimiyeti, yeterliliği ve gayeyi sorgulamak daha erdemli olmaz mı?

Siyasi görüşler bu ülkede tarafları belirli merkezlerde toplayarak onları çoğu kez farkında dahi olmadan bir çekim alanında buluşturuyor. Dışarıdan bakıldığında vahamet anlaşılsa da, bu noktada buluşanlar kendi durumlarını görmek yerine, yanlarına kimlerin geldiğine, gayelerini kimlerle paylaşmak durumunda kaldıklarına bakmaksızın pervasızlıklarını sürdürüyorlar. Aslanı yenmek uğruna sırtlanlarla güç birliğine giren çakal durumuna düştüklerinin farkında olamamak nasıl bir akıl ve vicdan yoksunluğudur?

İktidarda milletin ekseri çoğunluğunun teveccühünü kazanan, düşüncede ve ikbal konusunda aynı ufka bakan güçlü bir birlik var. Bunun karşısında ise milletimiz tarafından yeterince itibar görmemiş, kendilerine iktidar şansı verildiğinde milletin en başta mukaddesatı olmak üzere neredeyse tüm varlıklarını ve maneviyatlarını ezip geçen bir görüşün varisleri bulunuyor.  Bir daha böyle bir şans bulamayan; fikirde ve fiilde tamamen ayrı gözüken ve ayrı olan; ancak çıkarda birleşen küçük gurupların, bundan bir iktidar çıkarma gayreti ne kadar düşündürücü. İktidar olabilmek, mevcut iktidarı devirebilmenin, türlü yalan ve iftiralarla, devlet ve millet düşmanlarının yanında durmakla değil, milletin gönlünü ve güvenini kazanmakla, istikbali kurmada ikna edebilmekle ve hepsinden önemlisi kişilikli ve nitelikli siyaset yaparak sağlanabileceğini bilememeleri ne kadar üzücü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Sokak lambası

Bazı geceler, pencereden dışarı baktığımızda, hemen yakınımızdaki bir sokak lambasının ayd…