Anasayfa Anı Cimcime Sultan

Cimcime Sultan

Cimcime Otel. Hemen sağından hamama giriliyor.

Haymana Kaplıcalarının eski halini hayal-meyal hatırlarım. Evimizin karşısındaki sokaktan dümdüz devam ettiğimizde, karşımıza Arabacı Şerif’in tam karşı köşedeki evi çıkar. Onun sağından, hafif rampa aşağı beş dakika kadar yürüdüğümüzde, uzun ağaçlar arasında yer alırdı.

O yıllarda şimdiki gibi evlerde duşa kabin, jakuzi veya küvet filan yoktu. Mevsimine veya ihtiyaca göre haftanın neredeyse 2-3 günü herkes hamama giderdi. Evde bizi kocaman bakır leğenlerde yıkardı annem. Büyükler banyoda dökme suyla yıkanır fakat azami derecede mutlaka hamama gidilirdi.

Hamam sadece bir ihtiyaç değil o yılların en popüler sosyal etkinliğiydi, şimdinin gün dedikleri ile pek farkı yoktu. Dostlar, akrabalar bir araya gelir, yemekler yenir semaverde çaylar demlenir, sağlıklı suda rahatlamış bedenle derin sohbetler yapılır, sesi güzel olanlar da şarkı ve türkü söylerdi.

Yaşım biraz büyüyünce artık annemle değil ağabeyimle gitmeye başladım. Annemle gittiğim yaşlarda duyduğum bir efsane beni epey ürkütmüş, uzun süre kaçarak hamama gitmemiştim. Kırmızı yüzlü şişman bir kadın gözlerini pörtleterek, Cimcime Sultan diye birinden bahsetmişti. Güya akşamları hamamdan geç çıkan kişilere gözükürmüş. Hatta il dışından gelen bir misafiri, yine böyle geç kalıp çıkmaya karar verdiğinde etrafta başka kimsenin kalmadığını görür. Tam merdivenlere yöneldiğinde altın renkli uzun saçlı, dünya güzeli bir kızın aşağıya doğru indiğini görür, öylece kalır ve seyreder.

Meçhul güzel çırılçıplaktır ve havuza girerek kornanın altında yıkanmaya başlar. Korkmaya başlayan kadın dışarı çıkıp giyinmekte olan arkadaşlarına olayı anlatır ve hep beraber tekrar içeri girdiklerinde hiç kimseyi göremezler. Sonradan anlarlar ki bu kişi Cimcime Sultan dır.

Adına henüz ben doğmadan otel yapılmış. Resmini de koyduğum bu otelin inşaatında tüm kumu rahmetli babam çekmiş. Otel hala hizmet veriyor, fakat o eski hamam yıkılarak yerine daha kapsamlısı yapıldı. Sonradan o hamama gitmeye başlamıştık..

Anlatılan efsanenin ne olduğuna gelinde, Yıllar yıllar önce saraydan bir evlatlık alan Haymanalı bir aile, bu yavruya “Cimcime” adını verirler. Sonradan bu ailenin bir kız çocuğu olunca ona olan eski ilgi kaybolur ve anne-baba Cimcimeden kurtulmak isterler. Durumu fark eden zavallı kızın her yerinde yaralar çıkmaya başlar, bir süre sonra çok kötü bir görünüme dönüşür ve baba onu alıp ormana götürerek bırakıp döner. Ormanda çaresiz kaybolan küçük kız yerden kaynayan sıcak bir suyun kenarına gelir ve bu sudan hem içer hem yıkanır.

Haftalarca bu şekilde yaşamaya çalışan Cimcimeyi fark eden başka insanlar sahiplenir ve yardım ederler. Çok kısa sürede yaraları iyileşen Cimcime dünyalar güzeli biri olur. Oda bu suyun şifalı olduğunu herkese anlatır ve kulaktan kulağa her yere ulaşır. Son zamanlarında ise öldüğünde kendisini şimdiki hamamın, yani ilk suyu bulduğu yere gömmelerini vasiyet eder.

 

Daha fazlası için
  • İstanbul Plajları

    İstanbul’da yaşayıp sıcaktan bunaldığınızda serinlemek için oldukça fazla seçenek var.  Ka…
  • Köfteci Yusuf 4. Levent’te

    Son yıllarda kendi sektöründe büyük sıçrama yapan Köfteci Yusuf, son şubesini İstanbul 4. …
  • Demokratik Açılım fiyaskosu

    Sonuçları itibari ile ülkenin siyasi ufkunu daraltan ve devleti istenmedik durumlara sokup…
Load More By B.A.
  • O Fransızların Ilgaz’da ne işi vardı?

    İlkokulu bitirip ortaokula başladığımızda, bize bez bir torba içinden kura çektirerek öğre…
  • İlkokul öğretmenim

    Süleyman Sırrı Can. Bu ismi hiç unutmadım. Uzun boylu, güler yüzlü, esprili adam. Siyah pa…
  • Devrez’de ilk balık avım

    Çocuktum,  belki ilkokul üç ya da dördüncü sınıfa gidiyordum. O vakitler tertemiz akardı D…
Load More In Anı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

İstanbul Plajları

İstanbul’da yaşayıp sıcaktan bunaldığınızda serinlemek için oldukça fazla seçenek var.  Ka…