Anasayfa Makale Çok şükür “ANDIMIZ” var

Çok şükür “ANDIMIZ” var

Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışkanım ile başlayan, küçükleri korumak, büyükleri saymak, Yurdu ve Milleti canından çok sevmekle devam etti. Ardından yükselmek ve ileri gitmek, Atatürk’ün açtığı yolda ve gösterdiği hedefe hiç durmadan yürüyeceğine vurgu yapılarak “Ne Mutlu Türküm Diyene” vecizesiyle sonlandırıldı.

Çok şükür andımız sayesinde cezaevlerimiz boş, gardiyanlar can sıkıntısından volta bahçelerinde domates, biber yetiştiriyor. Birkaç tane dışında-ki oda kazara oldu; adam öldürme, yaralama, gasp, soygun gibi olaylarla hiç karşılaşmıyoruz. Yolsuzluk, zimmet, irtikap nedir bilmeyiz. Çocuklara gözümüz gibi bakar, çocuğa cinsel taciz, nitelikli cinsel saldırı ve tecavüz nedir bilmeyiz. Büyüklerimize saygıda kusur etmez, ana babalarımızı huzur evlerine asla bırakmayız.

Devletimiz bizim hem anamız hem babamızdır, ona ihanet etmek mi? Haşa! Bu topraklarda hiç hain yetişmez. Askerimize polisimize gülden başka bir şey atmayız. Uyuşturucu kullanmaz, sentetik hap nedir bilmeyiz. Okullarımızın önünde sadece elma şekeri ve çekirdek satılır. Üreticimiz namusludur, hile hurda anlamaz, dedelerimizden kalma usullerle organik ürünler piyasaya sürer, ucuza mal etmek için katkı asla kullanmaz. Tüccarımız, esnafımız tartıda oynamaz, pazarda ne kadar çürük varsa asla poşete doldurmaz.

Telefon dolandırıcılığı bütün dünyada yaygınken bizde hamdolsun şahit olunmaz. Komşunun karısına, kızına yan gözle bakılmaz, biraz açık giyinene orospu, tesettürlü olana örümcek kafalı, yobaz denilmez. Kitap okumada dünya birincisiyiz, internette en çok aranılan kelimeler asla ayıp şeyler değildir. Ayağımızda ayakkabı yokken elimizde beş bin liralık cep telefonu kullanmayız. Trafikte son derece saygılıyız ve kurallara zevkle uyarız.

Din adamlarımızın tek gayesi insanımızın ahiretlerini kazanmalarına yardımcı olmaktır. Fitne ve fesat peşinde koşmaz, Kur’an ve sünnet dışına çıkmayarak Allah’ın emirlerini riyasız şekilde halka anlatır ve uygularlar. Ülkemizde bir-iki tarikat vardır ve sadece Hak’ka hizmet ederler. Ortalıkta ne olduğu belli olmayan sakallı, cübbeli, çarşaflı kimse dolaşmaz, edebi ile giyinip ilim irfan peşinde olanlara da kimse ses çıkarmaz.

Siyasetçilerimiz direkt cennetlik insanlardır. Akşam vicdanları rahat uyur, sabah kalktıklarında “bu vatana bu millete nasıl hizmet ederim” telaşındadırlar. Devletin parasını idareli kullanır, israf nedir bilmez, Allah’tan korkarlar. Bütün ömürleri halka hizmet ile geçer, kendi ailelerini, çoluk çocuklarını kayırmaz, doğruluktan ayrılmazlar. Egoları yoktur, kibir semtlerine dahi uğramaz.

Eğitim dünyamız mükemmeldir. Elli Üniversitemiz dünya sıralamasında ilk yüz içindedir. Bu başarı anaokulundan başlayarak devam eden muhteşem eğitim sistemimiz ve öğretmenlerimiz sayesindedir. Yarınlarımızın güvencesi dediğimiz çocuklarımıza eğitim yıllarında devletimiz tek kuruş para harcatmaz. Yurt, yemek ücretsizdir. Yurtlarımız beş yıldızdır ve yemeklerimiz dünya aşçılarının ellerinden çıkar lezzetli, dengeli ve temizdir. Her yıl yüzlerce uluslararası ödül kazanan yetişmiş bilim insanımız vardır.

İşsizlik bu ülkede hiç yaşanmamıştır. Her bebek gelecekte sahipleneceği işinden endişe etmeden doğar. Yüksek öğrenimini tamamladığı an işi hazırdır. Gelir dağılımı dünyayı kıskandıracak kadar düzenli ve adaletlidir. Her insanın en az iki evi ve arabası vardır. Halk ev ve araba gibi harcamalarda vergi çilesi çekmez. Yılda en az bir kez tatile çıkar, gönlünce, sorunsuz gezer ve dinlenmiş olarak işine döner.

Binlerce yıllık tarihimize, sahip çıkılır, tüm maddi ve manevi değerlerimiz gelecek nesillere aktarılmak üzere ciddi şekilde korunur. Dünya ile son derece seviyeli ve istikrarlı ilişkilerimiz vardır. Ekonomimizin gelecekteki son yirmi yılda ilk üç büyük ekonomi arasına gireceğine kesin gözü ile bakılır. Ne dış nede iç borcumuz vardır, milletçe dertsiz ve tasasız bir yaşam sürdürmekteyiz.

Başta dediğim gibi çok şükür ANDIMIZ var. Ya olmasaydı halimiz nice olurdu? Bu metni daha küçücük bir çocukken aklımıza kazıdık ve hayata hep bu ulvi pencereden baktık. Dirlik, birlik ve düzenimizi onun sayesinde sağladık. Diyebilir miyiz? Veya Demeli miyiz?

Hiç kimse benden daha fazla TÜRK değil. Bunu anlamak veya anlatmak için andımıza ihtiyacım yok. Eğer yüreğinde TÜRK değilsen, işinde, çevrende, ailende bunu gösterip hissettirmiyor isen, bizi bugüne ulaştıran gerek tarihimiz, gerek törelerimiz ve gerekse inanç, kültür ve sanatımızı sindirememiş isen senin ne olduğunun ne önemi var.

Bugün Türkiye’mizin içinde bulunduğu duruma sebep olan şey, tıpkı andımız gibi iliklerimize kadar kazıtılmaya çalışılan yapay dolduruşlardır. Türkler şöyle, Türkler böyle..Sonuç; millet baktı “ben neymişim arkadaş” deyip yattı aşağıya. Pohpohlanan şuurdan müspet atılım beklenebilir mi? Okullarımızda gerçek tarih, gerçek bilim ve gerçek din öğretilmesi gerekir. Ama biz bunu andımız gibi söylemlerle yeterli gördük.

Türklüğümüzü ecdadımıza yakışacak şekilde yaşayamadıktan, insani değer ve ölçülerden nasiplenemedikten sonra böylesi ucuz ve basit söylemlere takılmamak lazım. Hayat nizamımızı kendimiz belirleyemedikçe, avazımız çıktığı kadar “TÜRKÜM” diye bağırmamızın ne anlamı var. Türk gibi yaşayıp, Türk gibi düşünemedikten ve en önemlisi ruhumuzu besleyen dinimizi emrolunduğu şekliyle yaşayamadıktan sonra boş haykırışlar havada kalacaktır.

Türklüğümüzü ahlakımız, zekamız, üretkenliğimiz, azmimiz, inancımız, hedef ve hayallerimizle beslemedikçe değersiz kalacaktır. Bu ülkede farklı etnik insan grupları var. İnsanları zorla Türk olmaya zorlayamazsınız. Sonradan Türk olunmaz, Türk doğulur. Almanya’daki okullarda “Almanım, doğruyum…” gibi bir ant içilse bizim çocuklarımız buna icabet mi edecekler. Herkes aslını bilir ve ona göre yaşar. Türk’ün kendini ispatlamak gibi bir mecburiyeti, gocunacak ve çekinecek bir kompleksi yoktur.

Bu günlerde birçok kişi andımızın tekrar okunmaya başlamasıyla zafer kazanmış gibi bir tavır sergiliyor. Ben biliyorum ki bu mağrurluk Türk olmanın bir gururu değil, Türk’e yaşamı çok görenlerle aynı omuz hizasına gelmektir. Samimi olan ama durumu okuyamayan, gözleri görmeyen, kulakları duymayan çok sayıda vatandaşımız var. Bu gafletten tez zamanda uyanmaları için dua ediyorum.

Türklüğümle iftihar ediyorum. Rabbim neredeyse hiçbir millete nasip etmediği ihsanlar bahşetti bu millete. Ama ondan önce Müslüman’ım, Elhamdülillah. Yarın mahşerde insanlar milletlerine göre değil ÜMMETLERİNE ve amellerine göre haşr olacaklar. Asıl olan da budur.

  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
  • Semt pazarlarında son durum

    Yaşadığımız ekonomik saldırıların etkisi azalırken, dövizde ciddi gerileme söz konusu. Bun…
Daha fazla
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
  • Semt pazarlarında son durum

    Yaşadığımız ekonomik saldırıların etkisi azalırken, dövizde ciddi gerileme söz konusu. Bun…
Daha fazla  B.A.
Daha fazla  Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

10 Kasım

İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…