Anasayfa Makale Devletime açık çağrımdır

Devletime açık çağrımdır

Ay ışığından yoksun, karanlık ve kasvetli bir hava. Siirt’te 1997 nin haziran ayı. El ayak çekilmiş, caddelerde başıboş köpekler yiyecek bulma telaşında. Ve hassas noktalarda devletin parmakları tetikte, nereden geleceği belli olmayan taciz veya saldırılara karşı pür dikkat nöbette.

Sabaha karşı şehrin güney tepesinde konuşlu askeri birlikten ulaşan bir bilgi var. Birliğin yan çaprazında bulunan, merkeze 4-5 kilometre kadar uzakta, adı “Handrevis” olan eski bir Ermeni köyünün biraz dışında anlaşılamayan bir görüntü almışlar. Köyün hemen altında cezaevi var. Burada tedbir alan görevlilerde konuyu teyit edince gerekli tedbirler alınarak iki unsur bölgeye sevk edilir. Bir zırhlı araçta uzaktan destek verir.

Belirtilen noktaya ulaşıldığında garip bir manzara vardır. Köyün elli-atmış metre kadar dışında, sadece birkaç duvarı ayakta kalmış eski kilisenin hemen yakınında krater şeklinde bir çukur kazılmıştır. Çevre emniyeti alındıktan sonra etraflıca baktıklarında, çukurun yakınlarında iki kazma, iki kürek ve bir tane de manivela bulurlar.

Unsurun biri buraya yakın evlerden bilgi almaya çalışır fakat hiç kimse bir şey görmemiş ve duymamıştır. Her neyse olay bir define arama konusu olduğu anlaşılır. Ancak bir sorun vardır. Unsurda yer alan bu konularda bilgi sahibi bir görevli çukuru inceler ve orada bulunan rütbeli kişiye “çukur kazılarak horasan tabir edilen sert bir zemine ulaşıldığını, kırmanın zor ve zaman almakla birlikte, bunun altında büyük ihtimalle gizli bir oda olduğunu, bu tür odaların ise genellikle altın ve gümüş saklamak için kullanıldığını” kısaca anlatır.

Oradaki herkes kazıya devam edilerek veya korumaya alıp bir sonraki gün ilgili kurumları haberdar ederek kazının tamamlanması gerektiğini anlatsa da; o rütbeli kişi Nuh der ama peygamber demez. Çukur kapatılır, gün aydınlana kadar beklenir ve orası terk edilir.

Aradan haftalar geçer, bu köyde yaşayan biri yürüyerek il merkezine giderken önünden geçtiği cezaevindeki nöbet tutan görevlilere, geçen gece içinde birilerinin daha önce bakılıp üstü örtülen yeri tekrar kazdığını bozuk Türkçesiyle anlatmaya çalışır. Haber bir anda merkeze ulaşır ve tekrar gidip bakıldığında herkes donup kalır. Zira sanırım yine aynı kişiler bu kez kolayca açılan çukurun etrafını çaktıkları kazıkla çevirirler ve kalın battaniyelerle her tarafını örterler. Horasanı son derece ustaca usulüne göre kırıp aşağı inerler. Yaklaşık 2-3 metre kare odada ne varsa, ne buldularsa alıp giderler. Geride sadece kırık çömlek parçaları ve kazma kürekler vardır.

Belki aklınıza gelmiştir; o gece kazıya izin vermeyen rütbelimi gelip aldı diye ama o değildi zira yaşı neredeyse 65 olan bu kişi emekli olmasına rağmen hala özel sektörde çalışıyor, bunu biliyorum. Ne yazık ki onun basiretsizliği Devletimizin hazinesine kalacak belki de son derece önemli miktarda hazinenin uçup gitmesine sebep olmuştu.

Doğu ve Güney Doğu’da nüfusları azımsanmayacak kadar çok Ermeni yaşadı ve hala yaşamaya devam ediyor. 1915 olaylarından sonra bölgeden göç ettirilen, zengin toprak sahibi ve son derece mahir zanaatkar ve esnaflar, varlıklarının neredeyse tamamını gömdüler. O bölgeler henüz bakir ve definecilerin talanına uğramadı. Bunların tamamı neden bulunup hazineye aktarılmasın? Uyduruk cihazlar yerine son derece modern ekipmanlarla rahatlıkla bulunabilir. Uzun yıllar hem bölgeyi tanıma hem de çok sayıda Ermeni vatandaşımızla iyi ilişkiler kuran biri olarak şunu açıkça ifade edebilirim ki; bu coğrafyada toprak altında tonlarca servet yatıyor. Bir önceki yazımda, Ilgaz’da bir Ermeni’nin Fransa’dan gelerek nasıl gömüyü yasal olarak çıkardığını anlatmıştım. Burada terör sonlandığında veya azalıp askerin boşalttığı alanlarda yer alan tüm defineleri gelip alacaklardır. Benden söylemesi.

  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla  B.A.
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • insanlık tarihinin en eski ve en şerefli mesleği

    Bir ülkenin gelişimi kentlerden kırsala doğru değil, kırsaldan kentlere doğru olmalıdır. B…
Daha fazla  Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

10 Kasım

İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…