Anasayfa Anı Devrez’de ilk balık avım

Devrez’de ilk balık avım

Çocuktum,  belki ilkokul üç ya da dördüncü sınıfa gidiyordum. O vakitler tertemiz akardı Devrez. Koşup oynadıkça susar, hemen kıyısındaki kumları eşeleyip beklerdik. Beşe kadar saymadan orası buz gibi suyla dolar ve biz kana kana o sudan içerdik. Kıyısında boy gösteren söğütlerin derin suda kalmış köklerinden elleri ile balık çıkarırdı Bekir. Gözleri doğuştan görmezdi ama taşını, toprağını, ağacını iyi tanırdı Ilgaz’ın.

Aynı yaşlarda olmamıza rağmen korkusuzdu. Bazen yılan balığı çıkarır, ben kıyıda onu izlerken ürkerdim; o ise balığı okşar, biraz uzağa şefkatle bırakırdı.

Yetişkin adamlar uzakta serpme ağ atarlardı ama ben Bekir’i izlemeyi tercih ederdim. Benden birkaç yaş büyük olan halamın oğlu bir gün misinaya bağladığı iğneye manda peyniri takarak yaptığı basit oltayı elime tutuşturdu. Misinanın ucunu da yerde bulduğu kuru bir dala sıkıca bağlayıp hafifçe derin bir yere götürüp;

‘’Hadi at yemi suya, bakalım tutabilecek misin’’ Dedi ve çekip gitti.

Su berraktı ve iğnenin ucundaki peyniri çok rahat görebiliyordum. Oturduğum yere iyice yerleşerek beklemeye başladım.

Aslında sofrada keyifle yediğimiz balığın anavatanına ilk kez olta atıyordum. Hatırlıyorum da hiçte rahat değildim. Elime hafifçe batıp ta canımı epey yakan iğnenin balığın ağzına saplanacak olması beni huzursuz etmişti. Derken suda beliren bir gölgeyle dikkatimi suya verdim. İnşallah balık gelmez diye dua ederken hatırı sayılır koyu gri bir balığın benim peynirin etrafında volta attığını gördüm. Ne yapacağımı bilemedim. Misinayı geri çekmeyi de düşündüm aslında fakat yapamadım, sabırla bekleyerek neler olacağını görmek istedim. Birkaç dakika içinde peynire bir karış mesafede dolanan balık bir anda peyniri yutuverdi. Elimdeki sopayı nasıl gevşek tuttuysam, balığın çırpınması ile elimden fırladı ve balıkla beraber uzaklaşmaya başladı. Sopanın arkasından bakakaldım. Sonra kendime gelip ayağa kalkarak avazım çıktığı kadar bağırdım;

‘’Mehmet Abiiii’’

Telaşla gelen halamın oğluna giden sopayı gösterdim. Telaşımı anlamış olacak ki, sakin olmam gerektiğini söyleyerek suya girdi. Derenin ortalarına doğru, su üstünde yüzen sopayı yakalayıp kaldırdığında sağa sola kuyruk atan balık çıktı ortaya. Ağzındaki iğneyi çıkarıp kumun üzerine attı ve uzandığı bir dalın ucunu kırdı, bir tarafı kısa çatal şekilli dalı bana vererek:

‘’Balık ölünce uzun olan tarafı solungacından geçir, o zaman rahat taşırsın’’ Dedi ve gitti.

Belki bir saate yakın balığın ölmesini bekledim. Çoktan ölmüştü de ben dokunamadım desem yalan olmazdı. Etrafta bir sürü çocuk vardı, onların gözünde korkmuş gözükmek istemedim ve Mehmet abinin dediği gibi yapmak için hafifçe balığa yaklaştım; önce sopa ile dürttüm, artık ilk andaki gibi kımıldamıyordu. Sonra parmağımı dokunup kendimi alıştırmaya çalıştım. Her zaman yaptığım bir şey olmadığından epeyce zorlanarak avucuma aldım ve gösterildiği şekilde dalı solungacından geçirdim. Yerimden kalkarak çok büyük iş yapmış gibi gururla eve kadar gittim.

O tek balığı rahmetli babaannem temizleyip pişirerek önüme getirip koyduğunda; çok uzun yıllar sonra usta bir balık avcısı olacağımı hiç düşünmemiştim.

 

  • İstanbul Plajları

    İstanbul’da yaşayıp sıcaktan bunaldığınızda serinlemek için oldukça fazla seçenek var.  Ka…
  • Köfteci Yusuf 4. Levent’te

    Son yıllarda kendi sektöründe büyük sıçrama yapan Köfteci Yusuf, son şubesini İstanbul 4. …
  • Demokratik Açılım fiyaskosu

    Sonuçları itibari ile ülkenin siyasi ufkunu daraltan ve devleti istenmedik durumlara sokup…
Daha fazlası için
  • İstanbul Plajları

    İstanbul’da yaşayıp sıcaktan bunaldığınızda serinlemek için oldukça fazla seçenek var.  Ka…
  • Köfteci Yusuf 4. Levent’te

    Son yıllarda kendi sektöründe büyük sıçrama yapan Köfteci Yusuf, son şubesini İstanbul 4. …
  • Demokratik Açılım fiyaskosu

    Sonuçları itibari ile ülkenin siyasi ufkunu daraltan ve devleti istenmedik durumlara sokup…
Load More By B.A.
  • O Fransızların Ilgaz’da ne işi vardı?

    İlkokulu bitirip ortaokula başladığımızda, bize bez bir torba içinden kura çektirerek öğre…
  • İlkokul öğretmenim

    Süleyman Sırrı Can. Bu ismi hiç unutmadım. Uzun boylu, güler yüzlü, esprili adam. Siyah pa…
  • Cimcime Sultan

    Haymana Kaplıcalarının eski halini hayal-meyal hatırlarım. Evimizin karşısındaki sokaktan …
Load More In Anı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

İstanbul Plajları

İstanbul’da yaşayıp sıcaktan bunaldığınızda serinlemek için oldukça fazla seçenek var.  Ka…