Anasayfa Benim Penceremden Din adamları ne işe yarar?

Din adamları ne işe yarar?

İzmir işgal edilmeden önce Venizelos, İngilizler üzerinden Babıali’ye baskı yaptırarak İzmir Valiliğine “kambur” lakaplı Ahmet İzzet Beyi, Kolordu Komutanlığına ise Nadir Paşanın atanmasını sağladı. Bu kişiler korkak ve düşmanın her isteğine boyun eğecek kadar aciz bir kişiliğe sahiptiler.

Yunan’ın İzmir’i işgal edeceği kesinleşince Vali, İzmir’in tüm ileri gelenlerini bir araya topladı. Yunanlıların İtilaf Devletleri namına geleceklerini ve kesinlikle mukavemet gösterilmemesini istedi. Bunun üzerine İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi ayağa kalkarak beyaz sakallarını gösterdi: “ Vali Bey, bu sakalım kanımla kırmızıya boyanabilir fakat alnımda Yunan alçağını sükunet ve tevekkülle karşılamış olmanın karası olduğu halde Allah’ın huzuruna çıkamam” diye bağırarak toplantıyı terk etti.

Toplantıdan çıktıktan sonra bütün camilerde sela okutmuştur. Meşhur “Maşatlık” mitingini düzenleyerek,  halkı galeyana getiren ateşli konuşmalar yapmıştır. Halkı mukavemete davet etmiştir. Miting dağıldıktan sonra günün ilk ışıklarıyla işgal kuvvetlerinin gemileri limana yanaşmış, Kolordu aldığı emir üzere kışlasından çıkmamıştır.

Rahmetullah Efendi, işgalden sonra da durmamıştır. Yunan resmi makamları nezdinde her haksız fiili protesto etmiştir. Yunan mezalimini tüm Dünya’ya duyurmak için gayret ve cesaretle çalışmıştır. Yakalanan Türk çetelerini kurtarmak, onlara kefil ve nafaka temin etmek, milli kuvvetlerle çete savaşına katılan erkeklerin evlerine iaşe temini için gece gündüz demeden koşturmuştur. Milli mücadelenin cephe gerisinde çabalayarak bir kahraman olarak tarihte yerini almıştır.

Aynı şekilde Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Burhaniye Müftüsü Mehmet Muhip Bey, Edremit Müftüsü Mehmet Tarhan Bey, Tire Müftüsü Sun’ullah Efendi, Manisa Müftüsü Alim Efendi, Kırkağaç Müftüsü Hacı Rıfat Efendi, Turgutlu Müftüsü Hasan Basri Efendi, Havran Müftüsü Hakkı Efendi, Müderrislerden Gözlüklü Hafız Ali Efendi, Hoca Şükrü Efendi, Abdülhamit Efendi, Hacı Hilmi Efendi, Hoca Osman Efendi,  Ali Efendi ve daha yüzlercesi, binlercesi.

Milli mücadelede din adamları İzmir işgali sonrası ve zafere giden yolda milletin iman ve azmini en yüksekte tutmak için çok çalıştılar. Geri hizmette ne lazım geliyorsa gerekeni yapmak ve tıpkı 4. Ordunun emrine verilen Mevlevi Tekkeleri mensuplarının teşkil ettiği Mücahidin-i Mevleviye Alayı’nda olduğu gibi ordunun emrine dahil olarak cephede savaşmak üzere bir çok görevi üstlendiler.

Bu durum ülkenin bütün topraklarında yaşanmıştır. Gerektiğinde tek tek isimlerini verebileceğim din adamlarımızdan yüzlercesi ve kendilerine tabi olan binlerce sayıya ulaşan talebeleri, bu ölüm-kalım savaşının her merhalesinde görev almıştır. Bu uğurda şehadeti nimet saymışlardır. Bugün belli kesimlerce karalanmaya, devleti sömüren bir kitle olarak gösterilmeye çalışılan din adamlarımız, Kurtuluş Savaşının kazanılmasında büyük görevler üstlenmiş, zaferin adeta bilinmeyen mimarları olmuşlardır.

Bu İslam düşmanı kesimin anlamadığı şudur: savaşlar sadece silahla, taktikle ve cesaretle kazanılmaz. İnançsız bir asker sadece canı ve toprak için savaşır, direnci ve kudreti bir yere kadardır.  İmanlı bir asker şehadete kadar savaşır, Allah için savaşır, vatan ve millet için savaşır. İmanın ona verdiği cesaret zaferle son bulmadıkça veya son nefesini verinceye kadar bitmez.

Bugün sayıları iki yüz bini bulan diyanet kadrosu eleştiriliyor, aşağılanıyor ve hakaretlere maruz bırakılıyor. Günde beş vakit namaz kıldıran bir imamın veya müezzinin aldığı maaş konuşuluyor. İmam Hatip Liselerinin başarısı ve gerekliliği sorgulanıyor.

Devlet,  ülkenin neredeyse her iline gidip rahip okulu açsa alkışlayacaklardır. Bunu, ilericilik ve düşünce özgürlüğü ile bağdaştıracak olan bu habis zihniyetin, İslam adına ne yapılıyorsa karşı çıkması anlaşılır gibi değil.

Bu devleti, tarihinin her evresinde diri ve ayakta tutan tek çimento İslam olmuştur. İnsanlar her manada ayrışsa da onları bir araya getiren, kinleri unutturan, küsleri barıştıran, fikirleri önemsizleştiren, ayrılıkları, farklılıkları tek merkezde birleştiren sadece İslam olmuştur.

Birbirleri ile kanlı bıçaklı olan devletler bile İslam düşmanlığı karşısında nasıl HAÇLI merkezinde birleştiler? Bu toprakların asi çocukları da İSLAM sancağı altında toplanmalıdır. Haçlı birleşmeler, bir Hristiyan ortaklığı gibi gözükse de sonuçta amaç sadece İslam’ı yok etmek değildir. İslam topraklarını paylaşmak ve ganimet düşüncesi üzerinde inşa edildiğinden ayakta kalamamış ve şanlı Türk yiğitlerinin imanlarının altında hezimet yaşamışlardır.

Bugün din düşmanlığı yapanlar da tıpkı haçlılar gibi yok olup gideceklerdir. Zira bu milletin özünde ve vatanımızın temellerinde, imanlı nesillerin döktüğü tertemiz kan vardır. Bu kan düşmanı da onun iş birlikçisi içimizdeki hainleri de boğacaktır.

Para karşılığı televizyonları dolaşan, yayınladıkları videolarla milletin kafasını bulandırmaya çalışan, Ehli Sünnet dışında fikir ve fetva mahiyetinde zehir saçanlara karşı mutlaka tedbir alınmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı din görevlilerinin zaten var olan sosyal görevlerini artırmalı, manevi boşluk içinde yuvarlanan özellikle gençlerimizle daha fazla ilgilenmesi sağlanmalıdır.

Din görevlilerimiz mevzuatları gereği sadece beş vakit namaz kıldıran veya ezan okuyan kişiler değildir. Toplumun iman temelini sürekli diri ve sağlıklı tutan, gerektiğinde vatan uğrunda cepheye koşan bu milletin öz evlatlarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Çorapçı

Yirmi yıl kadar önce onu ilk tanıdığımda, Kartal tren istasyonunda, elinde spor çantası il…