Anasayfa Yaşam Gülelim mi? Yoksa Üzülelim mi?

Gülelim mi? Yoksa Üzülelim mi?

Geçen akşam bir sohbet esnasında anlatılan yaşanmış bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Artık güler misiniz yoksa üzülür müsünüz? Bilemiyorum.

Bunda şöyle beş altı sene kadar önce nüfusu beş bini geçmeyen, şirin ve sakin bir batı Karadeniz kasabasında tanıdık, ilçe insanı olan bir vatandaş daha önce de yaptığı üzere bir arsada inşaat yapar. Toplam yirmi dairelik apartmanı çabucak bitiriverir. Sıra heyecanla dairelerin kura çekilmesine gelir ve ortak alınan bir kararla kuralar çekilir ve herkes kendine ait dairenin gider tapusunu alır.

Aradan üç dört sene kadar geçer, herkes mutlu ve huzurlu şekilde yeni evlerinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bir gece vakti apartmana sessizce birkaç araba yanaşır, içlerinden resmi sivil on kadar polis çıkarak cümle kapısına yönelirler. Kapı açılır ve hızlı şekilde  merdivenleri çıkarak bir kapı önünde tedbir alırlar.

Kapı çalınır, uzun bir aradan sonra içeriden “kim o” diye yarı uykulu bir ses duyulur. “Polis, açın kapıyı” denir gür bir sesle ve kapı açılır. Halinde uykunun emaresi kalmayan  orta yaşlı bir erkek kapıyı açar. Görevli polis bir isim söyleyerek kendisi olup olmadığını sorar. Adam kendisi olmadığını söylese de görevliler kimlik isterler. Getirdiği kimlik gerçekten aranılan isim değildir.

“Nasıl olur, evde başka kimler var” gibi sorular peş peşe gelince mahmurluğu geçen adam “o dediğiniz karşı dairede oturuyor” der. Görevliler, bunun imkansız olduğunu, devletin yerleşim yeri kayıtlarına göre burada oturması gerektiğini zira arama ve yakalama kararını bu adrese göre çıkardıklarını söylerler. İçeride arama yapıp, gerçekten aranan kişiyle alakalarının olmadığı anlaşılınca acil olarak adamın gösterdiği daire için yeni bir karar çıkartırlar.

Kapı aynı şekilde çalınır ve doğru kişi yakalanır, evde arama yapılıp gerekenler alındıktan sonra polisler giderler. Daha sonra komşularının FETÖ den alındığını öğrenen bu arkadaş merak eder ve doğruca tapuya gider. Gerçekten de oturduğu daire bir başkasının, hem de aynı binada ki bir başka kişi üzerinedir. Kendi üzerine olan dairede de başkası oturmaktadır.

Kafası hayli karışık vaziyette eve gelir, kısa sürede bina da durumdan herkesin haberi olur. Doğal olarak soluğu tapu dairesinde alırlar. Nihayetinde durum gerçekten vahimdir zira birçok daire sahibi hem başkasının üzerine kayıtlı dairede oturmakta, hem de kendi dairelerinde bir başkası ikamet etmektedir.

Binayı yapan ve ev sahipleri bir araya gelirler, uzun konuşma ve baskılar sonucunda bu garip olay açığa çıkar. Bina yapılıp kuralar çekildiği gün akşamdır. Herkes epey geç olduğunu düşünerek yarını bekler dairesini görmek için. İşte bu arada istemediği yerden daire çıkan uyanık bazı hak sahipleri, istedikleri daire kapısına kendi dairesinin kapı numarasını çıkarıp takarlar. Tabi kondukları daire numarasını da kura da çıkan daire kapısına bir güzel vidalayıp uzaklaşırlar. Herkes kendi katında bu değişikliği yaptığından, bu beş-altı uyanığın gece operasyonu fark edilmez. Ertesi gün herkes kapı numarasına göre gider evine yerleşir.

Yıllarca elektrik su gibi ödemelerde ve adrese dayalı işlemlerde sorun çıkmadan yaşarlar. Olay anlaşıldıktan sonra epey hır çıkar ancak yapacak bir şey olmadığından, herkes gerçek dairesine tekrar taşınır. ilginç değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Şimşir ağacının şekil bulduğu yer: Taraklı

Milattan önce iki binli yıllara kadar uzanan tarihi geçmişi ile günümüze kadar gelen, eski…