Hani..

Hani yıllarca ve hatta halen konuşulan ve tartışılan bir konu var. Cumhuriyetin ilk yıllarında veya elli altmış yıl önce açılan fabrikaların satılması konusu. Bu konuda kesinlikle doğru olan yapılmıştır; özelleştirme kesinlikle istenmeyen ama mecbur kalınan sonuçtur. Nedenini hemen açıklayayım. Bizzat gözlerim ve kulaklarımla da şahit olduğum yaşanmışlıklarım var. Tek tek bahsetmek yerine sadece ana sebebi söyleyeceğim.

Kısaca KİT dediğimiz Kamu İktisadi Teşebbüslerine ait kuruluşlar ki bunlar ekonomimizin temel taşları olan demir-çelik, kâğıt, tütün, şeker, çimento, tekstil, DDY, PTT, Et ve Balık, DMO gibi işletmeler, kuruldukları yıllardan itibaren siyasetin elinde oyuncak oldular ve kirli oyunlara kurban edildiler. 

Her gelen iktidar birilerine verdiği sözler sebebi ile sürekli buralarda kadro açtılar. İş makineleri, teknolojileri ve üretim metotları revize edilmedi. Mesela örnek vereyim; İskenderun Demir Çelik Fabrikasında olması gereken tüm personel sayısı 1.500 iken bu rakam yanlış hatırlamıyorsam 4.000 e dayanmıştı. Yine İstanbul Maltepe’de bulunan sigara fabrikasında durumun İskenderun’dan aşağı kalır tarafı yoktu. İşe gitmeden maaş alanların sayısı azımsanmayacak kadar fazlaydı.

Bunu bütün KİT’lerde düşündüğümüzde, kuruluşların hem zarar etmeleri ve teknoloji konusunda çağ dışı kalmaları sebebi ile hükumet bir karar almak zorundaydı. 

Yeterli kaynak olmaması sebebi ile revize etmek, yeni fabrika kurmak kadar maliyet getireceğinden bu yükü belirlenen bir tarih aralığında özelleştirmek devletin elini inanılmaz rahatlatacaktı. 

Devralan özel sektör hem tesisi komple yenileyecek, çalışmadan para alan siyaset kurbanı çalışanların bir kısmını tazminatını verip işten çıkaracak ve bu şekilde kâr odaklı yatırım sağlanacaktı. 

Ayrıca tesisler için devletin kasasından para çıkmayacağı gibi; hem değerinin altında da satılsa uzun vadede gerek alınan vergi ve sözleşme tarihine kadar tesisin son teknoloji ile tekrar devlete iade edilmesi sonucu kazanan yine devletimiz ve dolayısı ile milletimiz olacaktı.

Bu ve benzer olayları ön yargılı değil, araştırıp ve mantık üreterek, siyaset perspektifinden değil, akıl ve gönül penceresinden baktığımızda daha net ve anlaşılır şekilde görebiliriz diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Güzel ve çirkin

İnsanların olumlu, normal ve güzel olandan çok, çirkin, anormal ve olumsuz haber ve içerik…