Anasayfa Makale Harcanan gençlik

Harcanan gençlik

Fazla uzağa gitmeden, son elli yıllık bir geçmişte Türk aile yapısının ve gençlik dokusunun ne hale geldiğine kısaca bir bakmak lazım. Bunlara göz atmadan, bugün yaşanan buhranları anlamak mümkün görünmüyor.Sanayi devrimi denen atılımı çoktan gerçekleştiren batı, her alanda sıçramalar yaşarken, biz hala kara sabanla tarla sürmekteydik. Ülkedeki traktör sayısı Almanya’nın bir şehrindeki sayı ile neredeyse eşitti.

Biz daha ‘’radyonun içinden adamlar çıkıp konuşuyormuş’ ’diye heyecanla televizyonu tarif ederken, yanı başımızdaki ülkeler neredeyse renkli yayına geçmişlerdi. Elin adamı yerin altına dört katlı metroyu yetmiş yıl önce döşemişken, biz daha asfalt yollara hasrettik. Millet aya adam gönderme peşindeyken, biz Erzurum’dan İstanbul’a yirmi saatte gelmeye şükrediyorduk. Bu örnekleri neden verdim? Asırlarca el değmemiş, kirlenmemiş bakir kıtaları acımasızca sömüren batı, bunlarla ülkelerini kalkındırarak, görülmemiş şekilde büyüyerek güçlendiler.

Onlar geliştikçe biz ne yaptık? Şarkı müziklerine söz yazdık, pantolon paçalarını 26-28, favorileri yanaklara kadar indirip saçları uzattık. Avrupa modalarının ve fotoromanlarının müptelası olduk. Bize modernlik, yenilik diye ne verdilerse aldık. Sadece basiret sahibi nitelikli insanlarımız, gelecek tehlikeleri önceden sezip, avazı çıktığı kadar bağırdıysa da pek dinlemedik. Mini etekli, İspanyol paçalı, gitar çalıp çılgınca dans eden, viski içen bir nesil ortaya çıktı. Bu zengin çocuklarına özenen düşük gelirli gençler, bir anda suç örgütlerinin maşası yada karşı tepki olarak ‘’eşitlik’’ diye sinsice içimizde yuvalanan ideolojilere kapıldılar. Sınıf çatışmaları empoze edilerek kitlesel başkaldırı senaryolarını uyguladılar.

Her zaman derim; bir ülkede adalet varsa, fakirde olsa orada terör, anarşi olmaz, çatışma yaşanmaz. Dünyadaki tüm terör örgütleri, o ülkenin adaletsizliklerinden beslenir. Temelinde adalet olmayan sağlıksız iktidarlar, Türk insanının genine uymayan modelleri can simidi olarak sunan güçlere karşı gerekli aksiyonu alamadılar. Milyonlarca gencin beyni yıkanırken, onlar başka sevda peşinde koştular. Defalarca askeri darbelere maruz kalırken, darbeye götüren süreçleri süzemediler.

Bütün bunlar yaşanırken, gençlik kendi içinde üç ana parçaya bölündü. Sosyalist, ülkücü ve dindar gençlik. Dindar gençlik pek olaylarda boy göstermezken, solcu ve sağcı gençler, yürütülen sistemli çalışmalar sonucunda birbirine kırdırıldılar. Aynı vatanın, aynı toprakların çocukları, Çanakkale’de atalarının Anzaklara gösterdiği merhameti unutarak, aynı güçlerce ülkeye sokulup satılan silahlarla birbirlerine kıydılar. Sağ-sol planı devredeyken aynı anda Sünni-alevi planı devreye sokuldu ve aynı yıllarda bugünün kürdistan oluşumları için gerekli tohumlar, başta doğu ve güneydoğu olmak üzere atılmaya başlandı.

İlim yuvası olması gereken üniversiteler militan yuvası haline getirildi. Eğitimin sürekli boykot edildiği bir dönemde yetişen ve mezun olan gençlerimizin ne derece birikimleri oldukları tartışılır. Bu onların değil, aynı bugün olduğu gibi didişen iktidar ve muhalefetin suçudur.

Dindar gençlik ise onlarca tarikatın peşinde, ümmet olmanın telaşı ile geminin su aldığının farkında olmadan şekilden şekle girdiler. Vatansız, bayraksız ümmet olunamayacağını çok geç olmadan anladılar. Dini morfin olarak algılatan bir ideolojinin bu ülkeye neler yapabileceğini fark ettiler.

Siyasi olarak gençlik böylesine çatışma içinde iken, ailelerin çocuklar üzerindeki etkinliği giderek zayıfladı. Özellikle taşradan üniversitelere giden varlıksız aile çocukları, okullarda avını bekleyen kurtlara yem oldular.

O yıllarda eğitim, adalet, sağlık, emniyet, askeriye gibi devletin temel kurumlarına sızıp yer edinen bürokratlar, ülke üzerinde oynan oyunlara çanak tuttular, azami desteği verdiler. Bugün hala terörle uğraşıyorsak, hala borç batağında, hukuk labirentinde boğuluyorsak bu onların eseridir.

 

  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla  B.A.
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • insanlık tarihinin en eski ve en şerefli mesleği

    Bir ülkenin gelişimi kentlerden kırsala doğru değil, kırsaldan kentlere doğru olmalıdır. B…
Daha fazla  Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

10 Kasım

İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…