Anasayfa Anı İlk sinemaya gidişim

İlk sinemaya gidişim

Üç ablam, annem ve ben 1971 veya 1972 nin baharında babamızdan izin alarak ilçedeki tek kapalı sinemaya gittik. Bu benim ilk sinemaya gidişimdi. Annem ve ablamlar fırsat buldukça giderlerdi. Ben daha çok sokakta mahalledeki yaşıtlarımla oyun oynamayı seviyordum, neden bilmiyorum, istemeyerek te olsa peşlerine takıldım. Merak etmiyor da değildim hani. Kocaman yarı karanlık bir solana girip, çoğu dolu koltukların arasında güç bela yer bulup yerleştik. Salonun tamamı kadındı; benim gibi birkaç şaşkın yaşıtımda olacaklardan habersiz etrafa bakınıp duruyordu.

Işıklar tamamen sönene kadar uğultu kesilmedi. Bende herkesin baktığı önümdeki beyaz perdeye merakla bakmaya başladım. Sinemanın ne olduğunu, neye benzediğini anlamak pek uzun sürmedi, olayın teknik tarafını düşünecek yaşta olmadığımdan, sadece perdede yaşanan görüntüyü anlamaya çalışıyordum. Yarım saat geçmeden sinema dedikleri görüntüleri bırakıp daha garip olan başka bir şeyle ilgilenmeye ve ciddi manada korkmaya başlamış, çok geçmeden salya sümük ağlamaya başlamıştım.

Nedenine gelince, salonda kim varsa herkes ağlıyordu. Kimi beddua ediyor, kimi küfrediyor kimi elindekini perdeye doğru fırlatıyordu. Bizimkiler de çoktan kopmuş, göz yaşları sel olup akıyordu. Sinemadan çıkarken herkes perişan vaziyetteydi. Hala bazı kadınlar söylenip duruyordu. Ne olduğunu, neden insanların toplu halde ağladıklarını eve gidince, komşularla bizimkilerin yaptıkları konuşmalarda anlamıştım.

Yıllar sonra aynı filmin afişini gördüğümde Orhan Gencebay’ın bir filmi olduğunu öğrenecektim. Fırsat buldukça hala yalnız veya hanımı alıp sinemaya giderim. Fakat sinema kültürü çok değişti, artık pek çocuklu aileler sinemaya gitmiyor. Gidenler ya yeni evli, nişanlı veya sevgili olan çiftler. Bazıları da ortamdan faydalanıp karanlıkta fingirdeşen edepsizler. Türk sinemasının hiç gelişmediğini söyleyebilirim, yapılan filmler çok vasat. Konular hep aynı, birbirinin benzeri. Romantik, komedi, macera, gerilim ve benzer tür filmlerde tekrar çekim çok yaşanıyor, yabancıdan alıntı yapılanlarında formatı tutmuyor. En rezil durumda komedi diye çekilen filmlerde küfürden geçilmiyor. Ailece seyredilecek gibi değil. Tabi bizim gibi muhafazakâr aileleri kastediyorum.

Televizyonlar dizi çöplüğüne dönmüş, tutunabilenler devam çekiyorlar. Yetenekli oyuncularımız çok az. Her türkücüye film çekilen bir gelenekten geldiğimizden olsa gerek, kaliteli, üst düzey sanatçımız parmakla sayılacak kadar az. Onlarda mevcut senaryo ve sinema tekniklerindeki yetersizlik sebebi ile bekleneni veremiyorlar.

En çok şaşırdığım; birkaç dizide oynayan kişilerin kılık kıyafeti ile yaşadığı muhit, edindiği mülklerle ve değiştirdiği sevgililerle gündemde kalmak adına ekranlara yansıttıkları. Yabancı sinema her zaman kalitesini ispat ediyor. Oyunculuk, bütçe, konu, kurgu, senaryo, görsel efektler ve sanayi oluşturmuş teknolojileriyle parmak ısırtacak filmler yapıyorlar. Bizim yüz yıl boyunca konu sıkıntısı çekmeyecek bir tarihimiz, kültürümüz var, bulunduğumuz yer ortada..

Umarım bu alanda ciddi ilerleme kaydederek özlediğimiz seviyeye ulaşırız. Gerçekten sanatçı kimliğiyle, örnek kişiliğiyle iyi şeyler üretip sinema tarihimize mal olacak değerler üretebiliriz.

Daha fazlası için
Load More By B.A.
  • O Fransızların Ilgaz’da ne işi vardı?

    İlkokulu bitirip ortaokula başladığımızda, bize bez bir torba içinden kura çektirerek öğre…
  • Devrez’de ilk balık avım

    Çocuktum,  belki ilkokul üç ya da dördüncü sınıfa gidiyordum. O vakitler tertemiz akardı D…
  • Nerede o eski İzmit?

    1980 lerde, özellikle lise yıllarında, Adapazarı’ndan İzmit’e trenle gitmeye b…
Load More In Anı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

Kuşadası betona teslim

İstanbul’dan başlayan tatil yolculuğuna, Bursa, Balıkesir üzerinden İzmir’e doğru de…