Anasayfa Benim Penceremden İnsan gerçekten nankördür

İnsan gerçekten nankördür

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de sıkça, insanın ne kadar da nankör olduğunu vurguluyor. Nankör; insanın kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmemesi, bazen inkâr, bazen de kötülükle mukabele etmesi anlamını taşıyor. Bunu herkes bilir.

Covit-19 virüsüne yakalanıp, yer ve cihaz olmadığından, hastane bahçelerinde kendini paralayacak şekilde nefes almaya çalışan insanların videolarını izlediğimden daha önce de bahsetmiştim. Hayata tutunabilmek, biraz daha hayatta kalabilmek için, çaresizce; neredeyse her saniyede bir nefes alabilmek için çırpınan insanlar.

Onların yanına gidip de bir çuval para verseniz veya memleketin tapusunu bağışlasanız bile dönüp bakmazlar. Onların tek ihtiyacı sadece basit bir nefes, sonra bir nefes dahadır. Siz onlardan bir nefes karşılığında neyi varsa isteyin düşünmeden verirler. Varsa tüm paralarını, evlerini, arabalarını, hatta hayallerinden bile vazgeçerler. O an istedikleri tek şey yaşayabilmektir. Hâlbuki kim bilir bu duruma gelene kadar neleri görmezden geldiler. Sigara, alkol, uyuşturucu kullandılar belki; hırpaladılar, örselediler bedenlerini. Yalanlar söylediler, inkârları sıraladılar bir bir. Kalpler kırdılar, tamiri imkânsız şekilde. Kendisine inananlara, güvenenlere hayal kırıklığı yaşattılar belki bilemeyiz.

Kulun kurduğu, kaderin güldüğü bir yaşamın içindeyiz. Hayat bizim mülkümüz değil, tıpkı bedenimiz gibi. Sadece emanetler. Çalışmak, çalışırken kazanmak, kazandıkça edinimleri çoğaltmak, bunlar çoğaldıkça daha fazlasının peşinden koşmak. Kendimizi o denli kaptırırız ki madde bizi esir alır da; beden ve ruh sağlığımız ne durumdadır hiç düşünmeyiz. Ne zaman bir maraz çıkar, işte o vakit anlarız geleni ve bizden götürdüklerini.

Karnı, gözü doyurmakla geçer hayat ama ruhumuz açtır daima. Onca servetin bizi mutlu ettiğini sanır, yalancı huzurla avuturuz kendimizi. Hâlbuki ruhumuz; yaratılışına, özüne uygun yaşam ve kazanımlarla gerçek mutluluğu ve huzuru yakalar. Boğulmak üzereyken son anda derin bir nefes almak kadar haz doludur yaradılışın peşinden gitmek. Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı her an hesaba çekerek, içlerine yabancı, aykırı, kir katmadan hizaya sokmak.

Belki doğru yaşasak da kader bizi yine bir hastane bahçesinde bir nefese muhtaç edebilir. Önemli olan, her zerremizle hayata tutunmaya, hayatta kalmaya çabalarken, akıbetimize rıza göstermek, hayatı verenin dilediğinde emanetini alabileceğinin bilincinde olabilmektir. Yaşamak ne kadar güzelse, ölümde o denli güzeldir bu insanlar için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Çorapçı

Yirmi yıl kadar önce onu ilk tanıdığımda, Kartal tren istasyonunda, elinde spor çantası il…