Anasayfa Benim Penceremden Kime inanacağız?

Kime inanacağız?

FOX TV, Halk TV, Oda TV, Sözcü, Cumhuriyet gibi yayınlara bakıldığında; günün yirmi dört saati muhalif manada iktidara yükleniyorlar. Sadece buna memurlar belli. Millet aç, iktidar hırsız, memleket satılıyor, diktatörlükle yönetiliyoruz, itibarımız yerlerde, halk sömürülüyor vs..

Diğer yandan TRT başta olmak üzere diğer TV kanalları ve öteki yayın organlarına bakıldığında durum daha farklı yansıtılıyor. Her şey mükemmel olmasa da ekonomik olarak iyi durumdayız, artık hiçbir dış güçten emir almıyoruz, kendi milli varlığımızla bir yerlere, belirlenen hedeflere doğru ilerliyoruz, yerlerde sürünen itibarımızı yeniden kazanıyoruz, bölgemizde bize biçilen rolleri değil, kendi misyonumuzu, kendi oyunumuzu kuruyoruz, üzerimizde emelleri olanların amaçlarını kursaklarında bırakıyoruz vs..

Peki kime ve neye inanacağız?

İşte burada konu, kişinin karakterine ve istidadına kalıyor. Neyi kabullenmeyi istiyorsa ona yöneliyorlar. Analiz etme, araştırma ve gerçeklere ulaşma azmi olmayan insanlar, çıkarımlarını etkilendikleri yöne doğru yapıyorlar. Duymak istedikleri, görmek istedikleri ne ise; düşünce yapılarının ve hayat görüşlerinin temelinde neler varsa, yaşamlarını hangi kavramların üzerine kurdularsa, o nispette kabulleniyorlar.

Salt tek tarafı beğenme diğer tarafı doğrudan ret etme ve nefret; hastalıklı bir ruhu, şartlanmış bir şuuru, zayıf bir karakterin göstergesidir.

Ancak; hayata ve gündeme temkinli ve bilgili bakan, hangi taraf olursa olsun; yayınlarda verilmek istenileni farklı kaynaklardan araştıran, bilimsel, akılcı veriler ile muhatabı olan milletin reflekslerini doğru gözlemleyen kişilerin kanaatleri en doğru olandır. Bana dokunan yanlışı, karşıya dokunan doğruya tercih etmediğimiz sürece doğrulardan ayrılmayacağımız kesindir.

Toplumu bilgilendirmenin temelinde “doğruluk” olmalıdır. Bir içeriğin özünü, ikna etmek yerine “kandırmak” oluşturuyorsa; bu kişi için en önemli referanstır. Yalan, toplumu ve ruhu çürüten bir hastalıktır; iletişimin temelinde bu vardır. Kişi sadece doğruyu ve yalanı ölçebilse, sadece buna dahi sağlıklı bakabilse, hayat daha kolay anlaşılabilir olacaktır.

Tabi şu mutlaka sorulacaktır; “bu yayınlarda hiç mi doğru yok?” Elbette var. Eski bir gazeteci ve bu konuda deneyimli biri olarak şunu çekinmeden söyleyebilirim: Yeryüzünde tarafsız yayın yoktur. Bugün “yandaş, yalaka” diye adlandırılan gazete, TV ve diğer sosyal medya platformlarına muhalif olanlar da bir yerlerin, bir düşünce ve çıkarın tarafıdır. Yani onlar yandaş, bizimkiler yandaş değil diye bir mantık yürütmek biraz komik olmaktadır.

Perception management, yani algı yönetiminde, tüm sosyal medya ve diğer kurumlar önemli bir görev üstlenirler. Bu adeta biri dijital savaştır. Bu savaşta hedef kitle olan toplumlar dikkatli olmak durumundadır. Onların iki farklı özelliği kendilerini ele verir. Ne ile beslendiklerine ve finans kaynaklarına bakılmalıdır.  Sadece bunları bilmek dahi toplumu uyanık tutmaya kandırılmamaya yetecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Toplum düzelmedikçe Devlet düzelmez

Devlet, hem tarihini, hem bugününü, hem de geleceğini korumak ve kollamak durumundadır. Ma…