Anasayfa Yaşam Kuşadası betona teslim

Kuşadası betona teslim

İstanbul’dan başlayan tatil yolculuğuna, Bursa, Balıkesir üzerinden İzmir’e doğru devam ettik. İzmir’den yaklaşık yüz kilometre sonra, bir buçuk saat kadar geçen sürenin ardından Selçuk üzerinden Kuşadası’na ulaştık. En son beş yıl kadar önce gördüğüm ilçede felaket derecede betonlaşma dikkatimi çekti. Özellikle çok katlı site ve yapıların sırtlara doğru epeyce çoğaldığını gördüm. Zaten sıcak olan hava, bu beton fazlalığı ile yerini huzurdan çok kasvete bırakıyordu. İlçe içindeki trafik ve otopark sorunu da ayrı bir dertti  tabi..

Yaklaşık otuz yıldır görmediğim bir arkadaşımı ziyaret etmek üzere sözleştiğimiz üzere Güvercinadası’na yöneldik. Tüm gece uyumamıştım ve başım çatlıyordu, biraz mola ve sağlam bir kahvaltı iyi gelecekti. Ada girişinde zor bela arabayı park ederek ailemle birlikte, girişte bizi bekleyen İlknur Gündoğan’ın yanına geldik. Onca yıl sonra karşılaşmak güzeldi.

Tarihi kalenin hemen girişinde bulunan kafeteryada bir masaya kurulup sohbet eşliğinde güzel bir kahvaltı yaptık, İlknur’un kız kardeşi de sağ olsun bizlere eşlik etti. Buraya gelmeden önce tarihi kaleyi biraz araştırmıştım. Körfezi ve Kuşadası’nı korumak maksadı ile Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yaptırılan bir iç kale ve İlyas Ağa tarafından yaptırılan surlar yer alıyor. Bu surlar Mora İsyanı sırasında adalardan ve denizden gelebilecek saldırıları önleyebilmek için yaptırıldığı anlatılıyor.

Surlar adayı çepeçevre saracak şekilde yaklaşık 3 metre yüksekliğinde inşa edilmiş ve alenin yapımında kullanılan taşlar Yılancıburnundan getirilmiş. Surların güneyinde doğu yönüne cepheli merdivenlerle çıkılan yuvarlak kemerli ve iki kule ile korunan kale giriş kapısı yer alıyor. Kuzey kule beşgen, güney kule ise silindirik biçimde.Surların inşa kitabesi, kuzeydeki kule duvarı üzerinde bulunuyor. Kitabe 4 satır ve 20 mısradır. Sene 1242 (1826). İbaresi mevcut.

Çok fazla beklemeden ayrılmak zorunda kaldık. Daha gidecek epey yolumuz vardı. Kucaklaşıp, tekrar görüşmek üzere ayrılıp Söke istikametine yöneldiğimizde bir kez daha solumuzda kalan tepelere doğru yükselen çok katlı binaları görüp üzüldük. Fazla değil yirmi yıla kadar cennetten farksız kıyılarımız tamamen beton yığınına dönecek. Sizlerle paylaşmak için resim dahi çekmek içimden gelmedi. Yazık.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

Park yapma otel yap

Memleketin onca derdi varken, içten ve dıştan gelen bitmek bilmeyen saldırılara maruz kalm…