Anasayfa Sağlık Lütfen sağlığınızı önemseyin

Lütfen sağlığınızı önemseyin

Hatırlarım;  çocukken ilçedeki  tek Doktor sanırım Ahmet Bey’di. Diğer adı Tatar Doktor. Birde  yeşile çalan renkte motosikleti ile gezen iğneci vardı. Şişman hafif kel kafalı ama güler yüzlü sempatik bir adamdı. Ta ki bana ilk iğneyi yapana kadar. O andan sonra nefret ettim. 5-6 yaşlarında vardım sanırım, ateşlendim; bu adam geldi eve ve anneme ocakta kaynatması için metal bir kutu verdi. Ne olduğunu fazla geçmeden öğrenmiş, babamın dizlerine yatırılıp kaba etime hart diye iğneyi batırdığın da avazım çıktığı kadar bağırmıştım.

O çocukluk yıllarında genelde ateşlenir, boğazım sıkça şişerdi. Bu sebeple ilçemizde ki tek doktorun tavsiyesi ile Ankara’da bademciklerim alınmıştı. Ağzıma kaşığa benzer bir şey sokan beyaz önlüklü birine kalayı bastığımı hatırlıyorum. Sonra rahmetli babacığımın elini tutup, ağrıyan ve yutkunamadığım bir boğazla Etlik’teki otobüs duraklarına doğru yürüdüğümü.

Bugün ki kadar çeşitli hastalık adlarını hiç duymazdık. İnsanlar ya yaşlılıktan ya da kazalarda hayatlarını kaybederlerdi. Hastalıktan sadece veremi bilirdik. Ona da ince hastalık derler, çok sıkıntı çeken kişilerde bir de yeterli beslenemeyenlerde ortaya çıktığını duyardık.

Yarım asrı devirince şöyle bir çevremize bakındığımız da yüzlerce hastalıkla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Geçen hafta sonu hadi İzmit’e gitmişken bir kontrolden geçelim diyerek Kocaeli Araştırma ve Uygulama Hastanesinde bir takım testler yaptırdım. Allah’a bin şükür sadece şekerim biraz yüksek çıktı.

Hava hafif yağmurluydu, sonuçlar çıkana kadar biraz dolaşayım dedim, o soğuğa rağmen (Hastane Umut Tepe denen şehir merkezine epey uzakta ve yüksekçe bir yerde, İzmit merkezde güneş varken buralara kar yağar, o derece yani) buldukları kuytu yerlerde sigara içenler, simitle, bisküvi ile öğün geçiştirenler, içeriden aldıkları rapor ya da sonuçları birilerine soranlar, doktorların söylediklerini telefonla yakınlarına heyecanla anlatırken üzülen veya sevinenler ve daha yüzlerce farklı şikayetlerle buralara kadar şifa için gelen insanlar.

Hastane içinde gezindiğimde ilk kez duyduğum poliklinikler vardı. Nedir? Hangi hastalıklara bakar bilmem. Ürktüm, belki de o yüzden öğrenme gereği duymadım. En çok da çocuklara ve yaşlılara üzüldüm. Çocuklar; ağlamaklı, içli bakışlı, belki birazdan iğne olacak veya ameliyata girecek, inşallah şifa bulacak ya da hayatını kaybedecek. O yaşlıların hayata biraz daha tutunabilmek için gözlerine vuran yaşam arzusunu görmemek mümkün değil. Veya artık her şeyin bittiğini kabullenmelerini.

Akşam olmak üzereyken ani bir kar bastırdı. Biraz sıcaklık bulma umuduyla kapılara sokulan sokak köpekleri ayrı bir üzüntüyle izledim. Ya da otoparka yeni gelen arabaların karter muhafazalarına doluşup sıcak motorun tadını yaşayan kedicikleri. Arabanın çalışması ile kendilerini tekrar soğuğun pençesinde bulan zavallıları.

Hastalıklar çok arttı. Hem de öyle böyle değil. Bunu hastane sıralarına bakarak anlamak mümkün. Üstelik her yaş grubundan insanlara çokça rastlanıyor. Tabi bir de hastalık takıntıları olanlar var. Yüz hastadan onu bunlardandır bence. En ufak tereddütte hastaneye koşup bir sürü tahlil yaptıranlar az değil. Gereksiz yere ilaç kullanma hastalığı da ayrı bir konu tabi..

Gidişat iyi değil. İnsanlık biyolojik çöküntü içinde. Yanlış ve yetersiz beslenme, uygun olmayan yaşam koşulları ve daha onlarca sebeplerin açtığı tahribatlarla hastanelere koşuyoruz.

Sağlıkta özellikle son yıllarda uygulamaya sokulan yenilik ve yapılan reformlar takdire değer. Fazla değil 15-20 yıl önce neler çektiğimiz, sadece sıra almak için sabahın dördünde, beşinde hastane kapılarına dayanırdık. Hiç unutmam annemin gözleri için Galata Göz Hastanesine sabah beş buçukta gittiğimde kapıdaki defterde sıra doksan bir di. Ben doksan iki. O gün sinirden çıldırmadımsa yarım saat sonra “Lanet olsun” diyerek oradan kaçarcasına uzaklaşmam sebebiyledir.

Velhasıl, sağlık çok önemli. Hatta hayatımızın en önemli meselesi. Hastanelere düşmeden kıymeti anlaşılmıyor. Bence insan ne ederse kendine ediyor. Tüm hastalıkların belki de ilk sebebi “önemsememek.” Önemsediğimiz de ise bazen çok geç olabiliyor.

Hayatı lütfen önemseyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

Park yapma otel yap

Memleketin onca derdi varken, içten ve dıştan gelen bitmek bilmeyen saldırılara maruz kalm…