Münevver

Eskilerin “Münevver” dedikleri, şimdilerde “Aydın” denilen kişilerin; gerek kafa yapılarıyla, gerek gönülleri ve davranışlarıyla çevresini “aydınlatan” insanlar olması gerekiyor. Etrafına ışık saçması, huzur vermesi, toplumun tüm meselelerinde sulhu tesis etmesi beklenen mümtaz insanlar olması arzulanıyor. İlmin ve irfanın yolundan giderek toplumun bilinçlendirilmesine önemli katkılar sağlamaları bekleniyor.

Günümüzde böyle insanlar var mı? Elbette var ancak; kendilerine aydın diyen, neredeyse büyük çoğunluğu İslam düşmanı, niteliksiz, gönlü kadar kafası da boş, bir yığın geri zekâlı, ortalıkta “aydınım” diye boy gösteriyor.

Gerçek aydınları, bunca maskaranın arasında bulup çıkarmak giderek zorlaşıyor, onlar itibar görmüyorlar zira “aydın” geçinenler bunu bir piyasaya çevirip, ellerinde tutuyorlar. Gerçek Türk münevverleri ise sessiz sedasız hayata veda ederken, çakma aydınların cenazeleri bile şova dönüştürülüyor.

Bu ülkede şarkı söyleyen, tiyatro oynayan, film çeken, resim yapan, uyduruk bir kitap yazan kısaca, düşünce ve yaşam kalitesi ve katkısıyla, toplumun tümüne bir değer vermekten uzak yüzlerce çakma aydın türedi. Birde kendilerini şekilden şekle sokmuyorlar mı? Hele takıldıkları mekanlar bile kendilerinin toplumun değer yargılarından ne denli kopuk olduklarının en sağlam göstergesi.

Gidin Moda’ya, Cihangir’e, Nişantaşı’na alayını buralarda görürsünüz. Bir kafenin cam kenarında bacak bacak üstüne atmış, piposunu tüttürüp, kaldırımdan geçenlere “ben aydınım, sizden farklı ve üstünüm, şu an farkında değilsiniz ama burada sanat üretiyorum” demektedirler. O kişileri yakasından tutup bir gecekondu semtinin ortasına bıraksanız “iğrenç” diyerek oradan koşup uzaklaşacaktır.

Halbuki hakir gördüğü mahalle, toplum yaşamının gerçek manada kalbinin attığı yerdir. Sahtecilik ve riya burada bulunmaz. Orada hayatını idame edenler bizzat yaşamı temsil ederler. Şekilci değillerdir, hayatı yapmacık ve hayal ürünü değil, yaşanmışlıklara bakarak yorumlarlar. İnançlıdırlar, onları inançlı yapan çaresizlik değil, şükrün kıymetini bilmelerindendir. Ezandan rahatsız olmazlar, bayrak ve vatan için aşkla ölüme koşarlar. Bir gün olsun nimete nankörlük etmezler.

Gel gelelim bizim aydın geçinen soytarılar isyana ve hizipleşmeye açıktırlar. Hayr işinde bile reklam yapmayı pek severler. Çağdaş olduklarını iddia ederler de, dünyaya parmak ısırtacak tek bir eser ortaya koyamazlar. Alırlar mermeri ha babam yontup dururlar. Ne kitapları milyon satar ne de dünya klasmanında bir yerleri vardır.

                                                                                             ***

İnanın bu sahtekârları anlatmak için daha onlarca sayfa yazarım ama artık yeter, ne demek istediğim aşikâr olmuştur sanırım. Sözün özü şudur ki:

Türkiye’miz için bir şans olan çok az sayıda gerçek aydın insanımız var.  Çoğumuzun adlarını dahi duymadığı, eserlerini, konuşmalarını, toplum refahı ve selameti için ortaya koyduğu eylemlerden bir haber olduğumuz münevverlerimizi tanımamız ve sahip çıkmamız gerekir. Yeni nesil, aklı ve ruhu aydınlık münevverler yetiştirmemiz lazım. Münevverler toplumu ayakta ve diri tutan, en sıkıntılı günlerde milletini şuurlandıran, yol gösteren ışıktırlar.

Onları Münevver yapan sadece bilgili olmaları değil, bilgiyi gönül zenginliği içinde harmanlamalarıdır. Topluma ön yargısız yaklaşmaları, ayrıştırmadan, tevazu ve bilgelikle davranmalarıdır. Kendisine ait olanın dışında farklı bir kültüre özenti duyarak taklit etmekten arınmış olmalarıdır. Onlar ne olduklarını bilirler ve ne olmak zorunda olduklarının şuuruyla hareket ederler.

Toplumumuzun giderek yozlaştığı, kendi öz kültür ve inançlarından uzaklaştığı şu son yüz yılda, en çok ihtiyaç duyacağımız kişiler işte bu münevverler olacaktır. Allah sayılarını artırsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Çorapçı

Yirmi yıl kadar önce onu ilk tanıdığımda, Kartal tren istasyonunda, elinde spor çantası il…