Anasayfa Masal Mutlu Krallık

Mutlu Krallık

Uzak diyarlarda çok büyük bir ülke varmış. Bu ülkenin halkı çok zengin, mutlu ve sağlıklıymış. Ülkenin başında da iyi yürekli bir kral ve karısı varmış. Çevre ülkelerde ise bu huzur ve zenginlikten eser yokmuş. Halk sürekli açlık ve salgın hastalıklarla uğraşıyormuş. Kendi krallarının ise yaşadıkları saltanat dillere destanmış. Halkın bu durumunu hiç umursamıyor, görmezden geliyor, hak arayanları hemen idam ediyorlarmış.

Bizim mutlu ülkenin kralı bu duruma çok üzülüyormuş. Uzun yıllar yardım göndermiş fakat bunların halka ulaşmadığını çok geç öğrenmiş. Foyaları meydana çıkınca yardımı kesmiş zira giden tüm gıdaları krallar saraylarında saklıyorlarmış.

İçi de rahat etmediğinden defalarca oğullarını göndererek bu zulümden vazgeçmelerini, istemeleri halinde her türlü desteği vereceğini iletse de; bu aç gözlü krallar elçi olarak giden prenslere ters ters bakarak babalarının her şeye burnunu sokmamasını tembih ederek huzurundan kovmuşlar.

Aradan yıllar geçmiş. Bizim kral ülkesini adaletle ve zenginlikleri paylaşarak yönetmeye devam etmiş. Diğer ülkelerde ise halkın perişanlık hat safhadaymış. Bu kez saray ahalisi de iyice yoksullaşmış, halkın boğazından kesip yaşadıkları ihtişamdan çok uzak kalmışlar.

Bu kötü krallardan üçü bir araya gelerek kurtuluş çaresi aramaya başlamışlar. Ahali isterse padişahı tahttan indirir dense de halkın ne mecali ne de ortaya koyacağı azığı olmadığından baskılardan, sürekli idamlardan korkarak sindirildiğinden bir şey yapacağı yokmuş. Aç kurt arslana saldırır misali bizim kralı gözlerine kestirirler. Üç ülke güçlerini birleştirecek ve savaş açacaklarmış.

Mutlu ülkeden bir zenginin, mal almaya gittiği komşu ülkenin en büyük şehrine yolu düşer. Kaldığı handa hararetli konuşmalar vardır. Biraz kulak kabarttığında bütün meseleyi anlamış. Sabah erken saatlerde hemen yola çıkarak ülkesine döner, kralın huzuruna çıkarak durumu anlatmış.

Kral şaşırmaz zira böyle bir konudan haberi varmış. Daha önceden güvenilir adamlarını bu ülkelere göndererek gerekli tahkikatı yaptırmıştır. O ülkelerin ordularının ne denli zayıf olduğunu ve halkın böyle bir savaşa destek vermeyeceğini bilmekteymiş.

Üç krallığın orduları sınırda toplanmışlar. Yapacakları ani bir saldırıyla zaferin kesin olduğunu düşünmekteymişler. Eğer kısa sürede sonuç alınmazsa bu bir felaketle sonuçlanacakmış zira savaşın uzaması her konuda kendilerini bitirecekmiş.

Sabah gün ışırken kocaman vadide sıralanan yarı aç askerler savaşa hazır duruma getirilmeye çalışılmaktaymış. Sınırı geçer geçmez ülkenin en büyük ordusunun bulunduğu yere saldıracaklar ve ardından saraya yürüyerek teslim alacaklarmış. Plan bu şekilde yapılmış.

Krallar başta olmak üzere tam intikale başlarken uzaktan beş atlının kendilerine doğru yaklaşmakta olduğunu fark etmişler. Şaşırırlar ve beklemeye başlarlar. Gelen mutlu krallığın en büyük prensi ve dört komutanmış. Yaklaşırlar ve karşılarında durmuşlar.

Prens yaptıkları işin çok yanlış olduğunu, savaşmak istemediklerini ve vazgeçmelerini istemiş. Saldırının haber alınmasından rahatsız olmakla birlikte kendilerinden korktuklarını düşünerek bu teklifi ret etmişler. Kansız şekilde ülkeyi teslim etmelerini istemişler. Bunun son kararları olduğunu söylemişler.

Prens gülmüş, belinden kılıcını çıkararak havaya kaldırmış ve sağa ve sola sallamış. Bir anda binlerce asker hızlı bir şekilde onları kuşatmış. Zaten savaşmaya gönlü olmayan askerler kılıçlarını yere atarak teslim olmuşlar. Üç kral, oğulları ve komutanları tutuklanarak götürülmüşler.

Mutlu ülkenin kralı üç ülkeyi de kendi topraklarına katmış, her birinin başına oğullarını getirmiş. Kısa sürede bu ülkenin insanları da rahata, zenginliğe ve huzura kavuşmuşlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Çorapçı

Yirmi yıl kadar önce onu ilk tanıdığımda, Kartal tren istasyonunda, elinde spor çantası il…