Anasayfa Benim Penceremden Neden? Neden? Neden?

Neden? Neden? Neden?

Elinizde hatırı sayılır bir para var. Ev almayı, özellikle daha uygun olması sebebi ile topraktan girmek istiyorsunuz. Birkaç yere baktınız. Müteahhitleri araştırdınız, bazıları için “daha önce yaptığı binalar iskan alamadı” , “ malzemeden çalıyor ve en ucuz ürünü kullanıyor” ya da “ başta anlaştığın daireyi vermiyor” dediler. Ama baktın ki hemşehrin; buna rağmen gidip onlara paranı teslim eder misin?

Allah korusun sağlığınız bozuldu. Sonuçta teşhis ve tedavi gerekecek. Araştırdınız, bilenlere sordunuz. Size özellikle “şu hastaneye ve filan doktorlara itibar etmeyin, sağlam giren hasta çıkıyor” dediler. Baktınız ki hastane size yakın, bahsettikleri bu hastaneye ve doktorlara kendinizi emanet eder misiniz?

Biriyle mahkemelik oldunuz ve avukat arayışınız var. Yine soruşturdunuz. “Filana gitme de, kime gidersen git” deseler. Neden? Dediğinizde “daha kazandığı tek dava yok” diye açıklasalar. Sırf aynı futbol takımını tutuyorsunuz diye, gidip o avukata vekalet verir misiniz?

Yeni bir mahalleye taşındınız, malum evin ihtiyaçları alınacak. Market, eczane, kırtasiye gibi yerleri çevreden sorar, yardım istersiniz. Mesela kasap sorarsınız. Size” şunlardan alabilirsin ama bundan alma” deseler, merakla nedenini sorsanız size “ bir çok kişi şikayetçi, sattığı bazı etler kötü kokuyor, ne eti sattığı da belli değil, biz güvenmiyoruz” deseler. Siz de gidip baktığınız da, sırf dükkanı da çok güzel diyerek buradan et alır mısınız?

Nakit sıkıntınız var ve kredi çekmek kaçınılmaz oldu. Hemen internetten bankaları ve faiz oranlarını araştırmaya başladınız veya eş dosttan destek almak istediniz. Herkes bir banka önerdi siz illa da filan bankadan almayı arzuladınız. Sana “ yahu faiz oranına baksana, diğerlerinden fazla, hem de dosya masrafı var ve zorunlu sigorta var” dediler. Umursamadınız, bankanın amblemi size çok anlamlı geldi diye gidip o bankadan kredi çeker misiniz?

Mobilyacı, tesisatçı, beyaz eşyacı, tamirci, servis, galerici, emlakçı, medikalcı, dişçi, diyetisyen, gözlükçü, mühendis, nakliyeci, yazar, muhasebeci, sigortacı. Bu uzar gider.

Bütün bu saydıklarım veya sayamadıklarım size lazım olduğunda, referans aramıyor muyuz? Hatta taşınacağımız yeni binada ilk önce komşuyu araştırmıyor muyuz? Hepsinin ortak noktası hem maddi hem de manevi zarara uğramamak değil mi? Hep işini doğru yapanı, aldatmayanı, kaliteye ve niteliğe önem vereni tercih ediyoruz değil mi?

Bir marketten sebze dahi seçerken, birazcık buruşuğunu, darbelisini veya çürümeye başlayanını almıyoruz. Olması gerekenden farklı olan, aslına uymayan, özü ve dışı farklı olan bizi cezp etmiyor. Para ödeyerek almak istediğimiz bir ürün veya hizmette seçici davranıyoruz. Bedava bile dağıtılsa, önce durup bir düşünüyor, maksat nedir tartıyoruz. Paramızı, sağlığımızı, ihtiyaçlarımızı ve itibarımızı düşünüyoruz.

Peki,  neden bu ülkeyi yönetenleri veya yönetmek isteyenleri seçerken bu denli dikkatli ve hassas davranmıyoruz?  Bir domatesin bile çürüğüne bakarken, insanın çürüğüne neden dikkat etmiyoruz? Bu vatanın, bu milletin bir domates kadar değeri yok mu? 

Televizyonlarda, sosyal medya da insanların gözlerinin içine bakarak kırk yalan söylüyor, olmayanı var, olanı yok gösteriyorlar. Her fırsatta, özellikle yurt dışında; bu devletin itibarını lekelemekten geri durmuyorlar.  Devletimizin ve dolayısı ile milletimizin inançlarına, kutsallarına saldırmaktan çekinmiyorlar. Milli olana karşı, ithal olana alkış tutuyorlar. Yıllardır ülkeyi kana bulayan, binlerce ocağa ateş düşürenlerin koluna giriyor, sıkılmadan, utanmadan bunlarla ittifak yapıyorlar.

Büyük bir cendereden geçmekte olduğumuz şu günlerde bile her türlü fenalığı yapmaktan, her marazdan sebeplenmeyi, istifade etmeyi bırakmıyorlar. Biz yazmaktan, söylemekten, boğuşmaktan neredeyse usanmaya başladık ama onlar bir türlü bıkmadılar, akıllanmadılar. Neden bu ülkenin politikacısı, gazetecisi, yazarı, sanatçısı, akademisyeni, hukukçusu, tarihçisi, eğitimcisi, sendikacısı, sanayicisi, bürokratı milli olamıyor. Yoksa biz mi milli olmak nedir bilmiyoruz? Neden “bu ülkeyi çok seviyoruz” dedikleri halde ona en çok zararı onlar veriyor? Yoksa sevmeyen aslında biz miyiz? Neden biz karşılıksız gerektiğinde bu vatan için can veriyoruz da, onlar can alanların yanında saf tutuyorlar? Yoksa biz mi tarafımızı yanlış seçiyoruz?

Hayır, asla bizde sakatlık ve çürüklük yok. Geriye bakıyoruz zira tek referansımız orada. Şanlı ecdadımızın ayak izlerine, birde kendi izlerimize bakıyoruz. Şaşmaksızın aynı istikametteyiz. İslamın ve Türklüğümüzün bize biçtiği istikbale yürüyoruz. Bu yoldan başka yol tutanlar, oynadıkları oyunun perdesi kapanmadan mazi olacak ve kendi kurdukları tuzaklarda yok olacaklardır. Allah’ın izni ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Köftenin sırrı

Oldum olası kuru köfteye bayılırım. Bugüne değin altmışa yakın vilayetimizi gezdim; ilk so…