Anasayfa Masal Peri kızı ve Dev

Peri kızı ve Dev

Dünyanın diğer tarafında, çok yüksek ve kayalık dağlarla çevrili, kötüler kötüsü bir devin ülkesi varmış. Bu ülkede Dev kendi türünde tekmiş ve ıssız ormanlarında yüzlerce irili ufaklı hayvanlar yaşarmış. Bütün hayvanlar  bu Dev’den çok korkarlar, her dediğine boyun eğerlermiş.

Dev haftada sadece bir kez yemek yer, hayvanlar kendi aralarında içleri cız ederek kura çeker, kim kaybederse kendini ona ikram edermiş. Bazen kısmetine pek sevmediği bir hayvan çıkar dudak büker, beğenmese de yemekten geri durmazmış.

Periler ülkesinin güzeller güzeli, yüzünde adeta güller açan prensesi gökyüzünde tek başına dolaşırken bir anda kuvvetli bir fırtınaya yakalanmış ve Dev’in ülkesine doğru sürüklenmiş. Bir ara ağaçlara çarpmaya başlamış, uzun süren fırtınada kanadından ciddi şekilde yara almış. Yere düşerek yuvarlanmış. Fırtına geçene kadar küçük bir mağaraya sığınmış. Dışarıyı seyrederken, ülkesinden ne kadar uzaklara sürüklendiğini ve yaralı kanadını düşünerek üzülmüş. Acı acısını bastırmış.

Gün doğmadan neler doğar bakalım diyerek sabahı beklemeye karar vermiş. Geceyi kah uyuyarak kah uyanık geçirerek sabahlamış. Evinden ne kadar uzakta olduğunu ölçüp biçmiş fakat içinden çıkamamış. Fırtına tamamen geçtiğinden güneşin doğduğu yöne doğru uçamadığından yürümeye başlamış. Yüksekçe bir tepeye geldiğinde aşağıda neredeyse tüm türdeki hayvanların telaşla bir araya toplandıklarını görmüş. Yanlarına giderek yavrularına sarılıp ağlayan bir tavşana neler olduğunu sormuş. Tavşan ona Dev’den bahsederek, yemek vakti geldiğini, birazdan kura çekileceğini anlatmış. Peri tüm anlatılanları dehşetle dinlemiş. Sonra kenara çekilerek ne yapabileceğini düşünmüş. Sonra tüm hayvan türlerinin liderlerini etrafına toplamış.

Onlara aslında yıllarca pireyi deve yaptıklarını korkularının akıllarının önüne geçtiğinden mantıklı çareler düşünemediklerini anlatmış. Aslında dile getirmek istediği bu Dev’in kolaylıkla öldürülebileceğiymiş. Tüm liderler şaşkınlıkla dinlemekteymiş. Yaşlı bir fil dayanamayıp sormuş:

-Peki, bunu nasıl yapacağız?

Peri aklına gelen planı hemen devreye sokmuş.

-Bize dev bir kazan lazım. Şu içi oyuk kayaların altı açılarak bunu yapabiliriz. Bundan goriller ve maymunlar sorumlu. Ardından herkes çevreye yayılsın ve bir iki karış büyüklüğünde, havuca veya havaya açılan insan eline benzeyen, kırmızı renkli mantarlardan, zakkum ağacından yaprak, çiçek ve taze dallardan bolca getirin. Geyikler, köstebekler, sincaplar ve zebralar bundan sorumlu. Filler su getirecek, ayılar bal, aslanlar ve sırtlanlar da daha önce ölmüş hayvanların kemiklerini getirecekler. Bende ateşi yakacağım.

Demiş. Herkes büyük bir hevesle görevlerinin başına dağılmışlar. Saatler saatleri kovalamış. Yontulan kayanın altına ateş yakılmış. İçerisine önce su konulup kemikler atılarak kaynatılmış. Sonra zehirli mantar ve zakkum konularak karıştırılmış. Lapa haline gelen karışıma son olarak bol miktarda bal dökülerek ateş söndürülmüş. Lapa soğumaya başlarken yaş ağaç dallarından örülen devasa tabağın içine geniş ağaç yaprakları döşenmiş ve lapa buraya dökülmüş. Kunduzların kestiği uzun ağaç gövdelerinden bir taşıyıcı yapılarak Dev’in yemek yediği yere kadar götürülerek ortaya bırakılmış. Yemeğin geldiğini haber veren bir borazan çalınmış.

Çok geçmeden ağaçları yararak kocaman bir yaratık gelmiş. İki ayağı, dört kolu ve iki tane başı varmış. Her başta tek gözü bulunuyormuş. Yürürken tüyleri ürperten bir homurtu çıkarıyor ve toprak deprem oluyormuşcasına sallanıyormuş. Daha önce kendisine ikram edilen yerde sadece dev bir tabak görünce hırsla kükremiş. Tam tabağı devirmek üzereyken peri ortaya çıkmış. Dev duraksamış. Peri:

-Bu hayvanlar seni yıllarca hep kandırmış. Kura çekerek hep yaşlı ve lezzetsiz olanları sana yollamışlar. Bak ben geldim ve en lezzetli hayvanları seçerek onları kaynattım. Senin gibi bir Dev’e nasıl bunu yaparlar şaşırdım. Bu yemeği benim ülkemdeki Devlere ikram ediyoruz. Tadına bayılıyorlar.

Demiş.

Bir müddet tereddüt eden Dev, koca tabağa eğilerek koklamış, hem et hem de bal kokuyormuş. Hiç düşünmeden tabaktaki tüm lapayı bir lokmada yutuvermiş. Sonra boş tabağı vererek sanki aynısından bir daha istercesine beklemeye başlamış.

Peri:

-Sen şimdi git dinlen bu kez bunun beş katı yapıp getireceğiz. Geldiğimizde sana yine haber veririz demiş. Dev kabul ederek gitmiş.

Endişeli bir bekleyiş başlamış. Periye güvenerek kalkıştıkları bu oyun tutmazsa Dev’in intikam almasından korkmaya başlamışlar. Saatler geçmek bilmemiş. Zehrin işe yaramadığını düşünen bazı hayvanlar ağlaşmaya başlamışlar. Akşam olmuş, ardından sabah olmuş, sonra tekrar akşam ve tekrar sabah olmuş. Dev’den ses seda yokmuş. Sonra Dev’i çağıran borazanı korkarak öttürüp tekrar beklemeye başlamışlar.

Dev yine ortaya çıkmayınca yaşadığı yere gidip bakmanın şart olduğunu düşünmüşler ve peri yanına bir aslan ve bir goril alarak yola çıkmışlar. Birkaç saat sonra tepede aslan ve goril belirmiş. Aşağıya bir şey yuvarlamışlar. Telaşla gidip baktıklarında bunun dev’in gözleri olduğunu görmüşler. Plan işe yaramış ve Dev yattığı yerden kalkamayarak hayatını kaybetmiş.

Üç gün üç gece şenlikler yapılmış perinin şerefine. Kanadı bu sürede iyileşmiş ve uçabilecek duruma gelmiş. Kendi ülkesine dönmek üzere hayvanlara veda ederken ardında güçlü zalimlerin hakkından gelebilmenin bir yolunun mutlaka olduğunu öğretmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Güzel ve çirkin

İnsanların olumlu, normal ve güzel olandan çok, çirkin, anormal ve olumsuz haber ve içerik…