Anasayfa Spor Real Madrid’e 6-0 sıfır yenilmek

Real Madrid’e 6-0 sıfır yenilmek

Önceki gün  Şampiyonlar Ligi A Grubu’nun 4. hafta mücadelesinde Galatasaray konuk olduğu Real Madrid’e 6-0 yenilerek son 16 şansını kaybetti. Avrupa arenasında aldığı yanlış hatırlamıyorsam ikinci farklı mağlubiyet bu. Bir Fenerbahçeli olarak gerçekten üzüldüm. Hiç önemli değil, futbolun azda olsa yaşanabilecek gerçekleri bunlar.

Beni skordan çok Fatih Terim’in maç öncesi yaptığı açıklamalar düşündürdü. Konuşmasının bir bölümünde “Real Madrid’e yenilseniz size kim ne diyebilir ki? Real Madrid bu, yenerseniz olay olur.” Demişti. Onu bu karamsarlığa iten  ise “Real Madrid’in her oyuncusu birbirinden değerli. Real Madrid’in sahaya sürdüğü 11’i dışında bir o kadar güçlü bir 11’i daha var. Real Madrid’in tüm oyuncuları güçlü oyuncular. Neyi yapmamız lazım? Çok basit, gol atmamız lazım. Onun için de biraz daha fazla gol pozisyonu üretmemiz lazım. Muhakkak ki burada Real Madrid’le oynamak çok kolay değil. Ama biz dünyanın her tarafında her takımla oynamış bir ekibiz. Ona göre oynamamız lazım. Ben kaybetmekten korkmayan bir takım istiyorum açıkçası. Çünkü kaybettiğiniz zaman, rizikosu bize, izah etmesi bize, sorumluluk almak bana düşüyor. Oyuncularımın bu tür durumlarla bir alakası yok. Dolayısıyla korkmalarını gerektirecek bir şey de yok.” cümleleriydi.

Sahaya çıkmadan alınacak sonuç aslında belliydi ama skorun bu denli ezici olması beklenmiyordu. Terim, her ne kadar korkmadıklarını ifade etse de karşısında en iyi 11 ile sahaya çıkan güçlü rakibi karşısında çaresiz olduğunu biliyordu. Dediği gibi dünyanın en iyi takımlarıyla oynamış bir takım Galatasaray, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışacaklardı. Ben sadece iki konuya takıldım. Terim kendine mi, yoksa takımına mı güvenmiyordu?  Birde ilk yedi dakikada 2 gol yemek nasıl açıklanır. Maç boyunca 6 gol ye ve hiç atama.

Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar her rakibin zayıf yanları mutlaka vardır. Bu Real Madrid bile olsa. Akıllı ve deneyimli bir hoca olan Terim, bunu en iyi gören kişi olarak takımını buna göre hazırlamalıydı. Yenilgi kaçınılmaz olsa da daha az gol yemeli ve mutlaka gol atabilmeliydiler.

Bence futbolcuyu değerli yapan bireysel yetenekleri değil takım oyununa verdiği olumlu destek ve taktiğe sadık kalarak tüm enerjisini sahaya yansıtmasıdır. Takımın oyununa uyumsuz, başına buyruk futbolcu ne kadar yetenekli olursa olsun akordu bozuk tek telin sazda çıkardığı ses gibi olacaktır.

Takım ve çalıştırıcı uyumu hepsinden önemli. Oyuncularını rakip takımın fiziki gücü ve oyun taktiklerine göre çalıştıran, yöneten, gerektiği an “kim ne der” diye düşünmeden hamlelerini yapan bir hoca sahadan istediğini alır. 6-0 lık bir skor, takım ve hoca uyumsuzluğunun, rakibi iyi analiz edemeyen ve çözüm üretemeyen, rakibin direncini kıramayıp inancını yitiren bir takımın görüntüsüdür. Başka bir deyişle takım ve çalıştırıcının ortaya koydukları futbol realitesi bu sonucu getirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Köftenin sırrı

Oldum olası kuru köfteye bayılırım. Bugüne değin altmışa yakın vilayetimizi gezdim; ilk so…