Anasayfa Masal Şaşkın ördek

Şaşkın ördek

Çok uzak bir ülkede, koca dağların arasında, göller, sazlıklar arasında bir ördek sürüsü yaşarmış. Bütün yaz boyunca yemiş içmişler ve kuvvetlenmişler. Yeni doğan yavrular büyümüş, uçmayı öğrenmişler. Ancak havalar soğumaya başlamadan sıcak ülkelerin topraklarına gitmek için yollara düşmek gerekiyormuş. Sürü lideri tüm yaban ördeklerini toplamış ve bir sonraki sabah erken saatlerde yola çıkacaklarını dile getirmiş. Bütün hazırlıkların tamamlanmasını, herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesini emretmiş ve;

-Erken kalkan yol alır

Demiş.

O gece herkes iyice dinlenmek için erkenden yatıp uyumuşlar. Yeni uçmayı öğrenen bir ördek bir türlü uyuyamıyormuş. Bu onun ilk göç uçuşu olacakmış. Çok heyecanlıymış. Öyle ki adeta kalbi yerinden fırlayacakmış. Anne ve babası ile diğer büyük kardeşleri çoktan derin bir uykuya dalmışlar. Ne yapsam? Diye düşünürken biraz dolaşmaya karar vermiş. Havalanarak hemen yakındaki yüksekçe bir tepede bulunan devasa bir ağacın kalın dallarından birine konmuş. Dalın üzerindeki iri bir boşluğa girerek yerleşmiş. Başını biraz kaldırıp dışarı baktığında sürüyü rahatlıkla görüyormuş. Güzel şeyler düşünerek gözlerini kapatmış ve çok geçmeden ve uykuya dalmış.

Gözlerini açtığında gördükleri karşısında dili tutulmuş. Kocaman bir yılan öylece karşısında duruyormuş. Kocaman çatal dilini ikide bir dışarı çıkarıp:

-Tıs..Tıs..

Diye sesler çıkarıyormuş.

Öyle kötü bir durumdaymış ki, yılandan kurtulmanın imkanı yokmuş. Yılan tekrar o kocaman dilini çıkarıp:

-Senin ne işin var burada? Neden süründen ayrısın?

Diye sormuş. Ördek kekeleyerek:

– Uyuyamadım, daha rahat olur diye buraya geldim.

Diyebilmiş.

Yılanın gözleri parlamış:

-Şu an benim yuvamdasın, buna nasıl cesaret edersin?

Diye sert şekilde tıslamış.

Ördek öyle korkmuş ki, mantıklı düşünmeye çabalıyormuş. Aklına babasının bir sözü gelmiş:

-Hep tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır

Dermiş. Kendini toparlayarak ve her şeyi göze alarak:

-Yılan kardeş, aslında kötü bir maksadım yoktu. Ayrıca buranın sana ait olduğunu bilemedim, ne olu affet,

Diye adeta yalvarmış. Ortamı gererek işi zora koşmak istemiyormuş. Devam etmiş:

-Ayrıca eğer izin verirsen seninle dost olmak istiyorum. Göç dönüşü uğramak, yanına gelip hatırını sormak isterim.

Demiş.

Yeni avdan dönen yılanın karnı tıka basa dolu olduğundan aslında ördeği yemek istemiyormuş. Madem “yanıma tekrar geleceğini söylüyor, o zaman yerim” diye düşünerek:

-Tamam, şimdi git. Tekrar geldiğinde yanıma uğra.

Demiş.

Bulunduğu yerden çekinerek çıkan ördek, kendini boşluğa bırakmış. Sürü hazırlanmış ve harekete hazırmış. Ailesini telaş içinde bulmuş. Babası:

-Nereye gittin? Bizi merak içinde bıraktın.

Diyerek kızmış. Ördek hiçbir şey demeden boynunu eğmiş. Bir daha asla sürüden ayrılmayacağına kendine söz vermiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Köftenin sırrı

Oldum olası kuru köfteye bayılırım. Bugüne değin altmışa yakın vilayetimizi gezdim; ilk so…