Anasayfa Gittiğim Yerler Şimşir ağacının şekil bulduğu yer: Taraklı

Şimşir ağacının şekil bulduğu yer: Taraklı

Milattan önce iki binli yıllara kadar uzanan tarihi geçmişi ile günümüze kadar gelen, eski Helenistik dönemde “Bytinia” olarak bilinen, Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bahsettiği ilçede, halkın şimşir kaşık ve tarak yapması nedeniyle Yenice Tarakçı olarak anılan ve son olarak zamanla halk dilinde Taraklı olarak değişmiş olan, Sakarya’nın şirin ilçesine yolumuz düştü hafta sonu.

Osmanlı Devletinin kuruluşundan önce, Ertuğrul Gazi zamanında, Osman Bey’in Komutanı Samsa Çavuş, Sakarya Vadisindeki Taraklı ve Göynük taraflarına akın düzenlemiş, Hristiyan ahalinin yaşadığı bu toprakları Bizanslılardan alarak Osmanlı Beyliğinin topraklarına katmış.

Etrafı ormanlık yüksek dağlarla çevrili ilçenin son sayımda nüfusu yaklaşık yedi bin. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin bulunduğu yüz civarında koruma altında tarihi yapı mevcut. Yavuz Sultan Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan 493 yıllık Yunus Paşa Camisi Taraklı’ya gelenleri kendisine hayran bırakıyor. Denizden yüksekliği 560 metre olan ilçe 2011 yılında “en sakin yerleşim yerleri” listesine dahil olmuş.

Termal ve yayla turizminde henüz hak ettiği yere gelemeyen Taraklı, akılcı yatırım ve tanıtımlarla yerli ve yabancı turizmin gözdeleri arasına girebilir. Bugüne kadar gelebilen en önemli özelliği ise adını aldığı ahşap el işçiliği. Başta şimşir olmak üzere bölgede yetişen ağaçlardan yapılan tarak, kaşıklar ve diğer mutfakta kullanılan eşyaların ünü tüm Türkiye’ye ulaşmış durumda.

Çay kaşığından kepçeye kadar tamamen el emeği ve göz nuru olan ürünler ilçe meydanında ki sıralı sokaklarda, dükkanlarda satılıyor. Şimşirden yapılanlar diğer ağaçlara göre daha pahalı. Nedenine gelince hem çok sağlam hem daha sağlıklı olması. Ayrıca kolay temizlenmesi ve bakteri barındırmaması en önemli özelliği. Çocukluğundan beri şimşir ağacını işleyen İsmail usta,  saçların şimşir tarakla taranmasının önemine dikkat çekerek “hem saçlar hemde saç dipleri güçlenir” diyor.

Yakın zamanda çevrilen “Yalaza” dizi filmine konu olan konak ve mekanlar özenle korunuyor. Tarihi han ve hamamı, yedi asırlık çınar, Hisar Tepesi, sokakları, muhteşem konakları, cumbalı Osmanlı evleri, Sinan’ın Yusuf Paşa Camisi ile buram buram tarih kokan bir ecdat yadigarı Taraklı.

Yöresel ürünler meydana yakın bir yerde açılan sergilerde satılıyor. Taraklıya giderseniz mutlaka “uhud” tatlısından alın. Buğdaydan yapılan şeker ve benzeri katkılar kullanılmadan zahmetle yapılan tamamen doğal bir lezzet. Çikolatalı kremalar yerine çocuklara bunlardan yedirmek lazım. Bölgede yetişen erik, çilek, vişne gibi meyvelerden yapılan reçel ve marmelatlar muhteşem.

Çevre köylerden ama mutlaka tavsiye ile doğal yayık tereyağı temin etmelisiniz. Kara Göl Yaylasında Rafet Bayraktar’ı bulmanızı tavsiye ederim. Az tuzlu tereyağı tam kahvaltılık ve doğal. Eğer gerçek tereyağı yemeyeli uzun zaman olmuşsa daha ilk tatmada sizi mest edecektir. Ayrıca Kara Göle giderken Tabiat Parkı içinde yer alan gölette piknik yapabilir ve buz gibi kaynak sularından içebilirsiniz.

Taraklı’da kaldığımız sürece bizi Mehmet-Saadet Çakar ailesi ağırladı. İnanılmaz insanlar. Türk insanının unutulmaya yüz tutan bütün niteliklerine, güzelliklerine haizler. Gezilerimizde bize mihmandarlık yapan Mehmet Çakar’dan çok şeyler öğrendik. Saadet hanımın birbirinden güzel yemekleri ile biraz kilo alıp da İstanbul’a öyle döndük.

Daha fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Tatil gidiş dönüşlerinde yol kenarlarında satılanı almayın

Tatil gidiş dönüşlerinde yol kenarlarında satılanı değil, köy pazarlarını tercih edin Özel…