Anasayfa Makale Tuzla buz olan hayatlarımız

Tuzla buz olan hayatlarımız

Geçtiğimiz Pazar günü, kahvaltı için simit almaya dışarı çıktığımda küçük bir şok yaşadım. Tam kapının önünde park halindeki aracımın arka camı tuzla buz olmuştu. Biraz incelediğimde camın üst tarafına küçük bir darbe gelmiş ve tüm cam dökülmemiş ancak minik parçacıklar halinde öylece durmaktaydı. Şöyle dokunsam dağılıp gidecek. Resmini filan çektim, kasko ile görüşüp gidip yenisini taktırdım.

Akşam camın resmini incelerken farklı bir düşünceye kaydım. Canım vatanım geldi aklıma. Nereden bir darbe gelse, milletçe bir anda aynı bu cam gibi parçalara ayrılıyoruz. Onlarca fikir ayrılıkları içinde boğuşup duruyoruz. Bazen sitem bazen hayal kırıklığı, bazen kızgınlık bazen saldırganlık alıp başını gidiyor. O denli ayrışıyoruz ki etrafıma umutla bakınıyorum “Ne olur bir şey bizi birleştirsin. Allah aşkına ne olur. Aynı vatanın, aynı milletin fertleriyiz. Aynı havayı soluyup aynı toprakların mahsulü ile besleniyoruz. Aynı geçmişten gelip neden aynı geleceğe el ele, gönül gönüle koşamıyoruz?

Siyaseten bölündük, kaç siyasi parti, kaç farklı görüşle ayrıştık, ırk-mezhep-tarikat yolu ile ayrıştık, sporda, eğlencede, sanatta, kültürde kısaca hayatın neredeyse her alanında kutuplaştık. Ayrılıklarımız zenginliğimiz olması gerekirken, niyetlerimizi kinle biledik.

Çok eskiden bu denli ayrıyken bile bizi hep bir arada tutan, bizi ısıtan, kaynaştıran, güven veren, nereden bir tazyik gelse orada bizi çelikleştiren bir güneşimiz vardı. Biricik ve tek kutsallarımız, dinimiz, Kur-an’ımız ve vatanımız, bayrağımız. Aynı güneş aynı sıcaklıkla, aynı merhamet ve güçle bizi çağırmakta ve bizler nasıl taşlaşmış bir kalbe dönüştü isek  bu sese kulak tıkıyoruz.

Vatan toprakları ayaklarımızın altından çekilmeye çalışılıyor. Onlarca gözü doymaz zalim devletlerin namahrem eli koynumuzda geziyor ve biz ses çıkaramıyoruz. Ne vakit bu aziz vatana bir göz çevrilse bizler kendi aramızda hırlaşmaya başlıyoruz. Kendimizle uğraşırken birileri istediklerini çekip alıyor da ruhumuza duyuramıyoruz.

Ne zaman sadece Allah için birbirimize seversek, işte o zaman gözlerimizde, kalbimizde katran bağlamış karanlıkları ve nefreti parçalayabiliriz. Birlik bizi diri ve iri tutar. Hiç bir kem göz, ne vatanımıza ne de özgürlüğümüzün simgesi bayrağımıza yan gözle dahi bakamaz. Bizi hoşgörülü ve birbirimize tahammüllü yapar. Aklımızı ve ferasetimizi uyanık tutar, her şeyi tahlil etmeyi, Hak’ka uygunlukla tartmayı öğretir. Tek kaynakla beslenir, başka hiç bir suni gerekçeye eyvallahımız olmaz. Unuttuğumuz, unutturulan tüm insanı erdemlerimizi tekrar kazanırız. Kalplerimize huzur ve huşu dolar. Yaşamanın ve birlikte olmanın lezzetini yeniden kazanırız.

İşte daha onlarca sayacağım hazineye kavuşmak yine bizim elimizde. İhtiyacımız olan tek şey inanmak ve istemek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

İşsiz üniversiteli ordusu

Türkiye’de toplam 206 üniversite var 129 u devlete, kalanı vakıflara ait. Sadece 17 yılda …