Anasayfa Anı Üç harfliler

Üç harfliler

Bir şekilde hemen herkesin bildiği varlıklardır şu üç harfliler. Görmeyiz, hissetmeyiz ama var olduklarını bilir ve ürkeriz onlardan. Haklarında o kadar çok şeyler anlatılır ki; masal dinler gibi, nefes almadan dikkat kesilerek kulak kabartır, ne duyduysak başkalarına da anlatmaktan adeta keyif alırız. Hikayelere, romanlara, filmlere konu olurlar.  Birçok insanın onların vasıtası ile geçmiş ve gelecek arasında bağ kurmasından heyecan duyar, fal bakma, büyü yapma gibi efsunlu karmaşık işlerde o insanlara tomarla para vermekten kaçınmayız.

Bu canlılar hakkında kutsal kitabımızda bahsedilmesi, şu an tam anlaşılamayan, bir çeşit dumansız ateşten yaratılmış olduğundan bahsediliyor olması, bize var olduklarını kanıtlasa da; belirsiz ve gözlenemeyen olmaları, insanları bu varlıklara karşı hep bir merak içerisinde bırakmıştır.

Geçen zaman içerisinde bu üç harfliler hakkında o kadar çok şeyler dinledim ki; artık beni etkilemiyor, sadece gülüp geçiyordum; ta ki bizzat şahit olana kadar. Çok zaman oldu, sanırım yirmi yıl kadar önceydi. O vakit Kartal’dayım.  Arkadaşlarla beraber bir dostun mekânına gittik, onlar ofise geçtiler ben bilardo oynayanları seyretmeye koyuldum. Yarım saat sonra ben de ofise geçtiğimde içeride çok garip bir manzara vardı. Tam karşıda çalışma masasında önceden tanıdığım biri oturuyor, elinde tuttuğu yaylı bir nesneyi, masanın üzerine yerleştirilen harf ve rakamlar üzerinde dolaştırıyordu. Bizim arkadaşlarda masanın önünde ki sandalyelere oturup heyecanla onu izliyorlardı.

Sessizce olacakları seyretmeye devam ettim. Sağ elinde tuttuğu şeyi incelediğimde; kısa bir sap ile avuç içi kadar üzerine Arapça yazılı kare bir tahta arasında yay bulunan nesneyi tutuyor, bu nesne harflere doğru eğildikçe herkes pür dikkat bu harfleri birleştirerek bir mana çıkarmaya çabalıyordu.  Zaman ilerledikçe birileri soru soruyor, o da besmele çekip soruyu tekrar ediyordu. Sonra yay hareket ediyor ve masa üzerinde harflere doğru eğilip kalkıyordu. Konuyu anladım ve içimden gülmek geldi, kendimi tutamadım. Biraz sesli gülmüş olmalıyım ki, masada oturan bana biraz sertçe bakarak gülmemin sebebini sordu. Ona böyle saçma şeylere inanmadığımı söyledim. Üç harfliler vardı ancak geleceği bilmeleri imkânsızdı.

Biraz mola verildi, bu arada biraz lafladık. Bu, hepimizden yaşça epey büyük olan kişinin emrinde epey üç harfli olduğunu söyledi arkadaşlar. Kendisine sorduğumda doğruladı. Bana aslında her insanın en az bir tane üç harflisinin olduğunu; mesela benim de yaşlı bir tane üç harflim olduğunu söyledi, hatta bunların insanları sahiplendiğini, iyi olanların o insanları korumaya çalıştıklarını anlattı. Bir an sustu, bir şeyler mırıldandı, gülümsedi, “ seninkiyle konuştum, seni korumakta zorlanıyormuş” dedi. Alaycı şekilde güldüm “hadi ya” dedim.

Tekrar gözleri bir tuhaf oldu, mırıldandı, bana baktı: “Benimkiler senin hakkında konuşuyor” dedi. Merak ettim “hayırdır ne saçmalıyorlar” diye sordum. “Onlara inanmıyor muşsun” dedi. Ben varlıklarına inandığımı; ancak böyle konuşmalara, gaipten haber vermelerine inanmadığımı söyledim. Tekrar mırıldandı; “senin için anasının gözü” diyorlar dedi. Güldüm “o ne demek şimdi” diye sordum. Cevap beklemeden beni yanlış anlamamasını, böyle karşılıklı konuşmalara inanmadığımı, kesin delil gerektiğini anlattım.

Bana burada bulunanların asla bilmediği bir şey sormamı istedi. Kısa bir düşünceden sonra ona babamın annesinin adının ne olduğunu sordum. Gözlerini kapadı, besmele çekerek adımı ve soyadımı söyleyerek sorduğum soruyu aynı şekilde iletti. Ben birazdan rezil olacağına inandığımdan keyifle gelecek cevabı bekliyordum.

Aradan bir dakika geçti ya da geçmedi “geldiler” dedi. “Hım..”, “evet” gibi mırıldanmalardan sonra bana ” Senin babaannenin adı Radiye imiş. 82 yaşında vefat etmiş ve bir ayağı da topalmış” dedi. Kahkahayla güldüm. Onlara babaannemin adının Satı olduğunu kırk yaşına varmadan vefat ettiğini ve kesinlikle topal olmadığını söyledim. “İşte bu yüzden bunlara inanmak, gerçekten konuşabiliyorsan iyi bir şey değil” diyerek dışarı çıktım.

Bu olayı unutmuştum ki, belki bir ay kadar sonra, aile ortamında konu nereden açıldı hatırlamıyorum, yine üç harflilerdendi sanırım, mevzuu ortaya anlattım. Herkes tebessüm ederken annem ciddileşti. Tekrar anlatmamı istedi, anlattım. Bana Radiye’nin babamın halası olduğunu, seksenli yaşlarda öldüğünü ve gerçekten de bir ayağının topal olduğunu söyledi. Resmen şoke oldum. Bunu oradakilerin bilmesine imkan ve olanak yoktu. Soruma doğru cevap verememişlerdi ama biraz karıştırsalar da doğru bir bilgi getirmişlerdi. 

Yakın zaman sonra bu kişiyle tekrar karşılaştığımda konuyu anlattım, karşılıklı gülüştük ve bana “eğer istersen benim üç harflilerden dört-beş tanesini sana devredebilirim” dedi ve ekledi “hepsi de bayan.” Neden böyle ekledi bilemedim, “daha cazip kılmak için olabilir” diye düşündüm ve tabi ki kibarca ret ettim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir

Bu nefretin temelinde ne var?

Bu ülkede bazı kişilerin siyasi tercihlerinde, karşı oluşumlara ve bunun siyasi kurumu ola…