Anasayfa Makale Uğur Dündar ve Soğukoluk olayı

Uğur Dündar ve Soğukoluk olayı

Hatay, gerçekten herkesin mutlaka gidip görmesi gereken güzide bir vatan toprağıdır. Onlarca farklı kültür ve inancı bünyesinde barındıran, bugüne değin inanç merkezli hiçbir çatışma yaşanmamış, tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve rengârenk insan profilleri ile insanı hayran bırakan bir bölgemiz.

Mayıs 1988 de ilk kez gittiğimde Asi’ye yakın bir yerde küçük bir otelde kalmıştım. Sabah nefis bir kahvaltı yapıp yeni görev yerim olan İskenderun’a doğru yola çıkmıştım. İskenderun’da sekiz yıl kaldım. Hayatımın, gençliğimin en güzel yıllarını bu şirin ilçede geçirdim. O yıllarda nüfusu Antakya merkezden büyüktü, sanırım yüz elli bin civarıydı.

Hatay’a gideceğim belli olduğunda bazı arkadaşlarım “inşallah İskenderun’a gidersin çok güzeldir” diyerek temennide bulunmuşlardı. O yıllarda “İskenderun” denildiğinde ilk aklıma gelen 1980 sonrası gerçekleşen “ SOĞUKOLUK FUHUŞ BASKINI” idi. Uğur Dündar’ın sanırım 1982 de TRT ekranlarında yayınlanan efsane yayınını herkes hatırlar. Bölgeyi son derece çirkin bir olayla damgalayan bu yayın hafızalara kazındı. Ardından “Güzelyayla” olarak adı değiştirilen doğa harikası yer, devlet ve özel sektör marifeti ile tamamen temizlenerek turistik bir kimlik kazandı.

Orada kaldığım süre içinde meslek icabı çok insan tanıdım. İlk gittiğim yılda sanırım 7-8 tane faal pavyon vardı. Taksim-Folibercer aklımda kalanlar. Pavyonların yarısı Sütçü Mustafa’nın, diğerleri de Aşkar ailesi tarafından işletiliyordu. Gece gerek bu pavyonlar ve pansiyonlarını belirli aralıklarla denetliyorduk. İster istemez mekan sahipleri ile sohbet ortamı oluyor, iğrendiğim bu insanlarla mecburen laflıyorduk. Onlarda gerçekten saygıda kusur etmiyorlar, yasalar çerçevesinde mesleklerini icra ediyorlardı.

Gün geçmiyordu ki olay olmasın, rezalet çıkmasın. Genelde hesaba itiraz ve oralarda çalışan kadınlara musallat olmadan dolayı darp, bıçaklama ve silahla yaralama olayları sıkça gelir, bu olaylar peşinde koşturmaktan nefret ederdim.

Sütçü Mustafa ve üç oğlu ile diğer Aşkarlarla bazen eskilerden konuşurduk. Sütçü Mustafa bir konuşma sırasında Soğukoluk yıllarından bahsetmişti. Kendisine Uğur Dündar gibi bir babayiğidin çıkıp nasıl da bıçak gibi bu rezalete son verdiğini söylediğimde uzun süre kahkaha atarak gülmüştü. Sinirlendim ve neden güldüğünü sorduğumda onun hakkında ağza alınmayacak küfürler ettikten sonra bana olayın farklı bir boyutunu anlattı. Doğru veya yanlış bilmiyorum.

Uğur Dündar’ın baskın olmadan yıllar önce bu bölgeye gelerek işletme sahiplerinden yani Soğukoluk’da otel adı altında batakhane çalıştıran kişilerden uzun süre tehditle haraç aldığını artık vermeyecekleri söylendiğinde ise bu baskını yaptırdığını anlattı. Yanında sanırım kardeşi veya bir yakını olan “Bahri” adında cebinde sürekli tüyü yolunmuş serçe ölüsü taşıyan ve günde 5-6 tane bunu yediğini söyleyen biri de başıyla onu tasdik ediyordu.

Yıllar sonra Ahmet Cem Ersever’in bir kitabında Uğur Dündar’ın Soğukoluk baskınından sonra burada boşa çıkan pek çok güzel kadını farklı Arap ülke zenginlerine pazarladığı yazıyordu. Bu sanırım ispata muhtaç bir iddia olsa da tekzip edildi mi? Veya yaşanan bir hak arama süreci oldu mu? Bilgim yok. Fakat Sütçü Mustafa isimli bu şahsın dediklerini kendi kulaklarımla işittim. Bu zatın dedikleri muteber mi? Elbette değil. Yıllarca kadın üzerinden para kazanan bu kişileri zaten dikkate almam. Ancak adını anımsayamayacağım farklı ağızlardan da benzer şeyler dinlemek açıkçası kafamda ciddi soru işaretleri uyandırdı.

Uğur Dündar, toplumumuzda yer edinmiş, gazetecilik ve televizyonculuk alanlarında yıllarını vermiş bir kişilik. Anlattığım konu ile ilgili bir beyanı var mı gerçekten bilmiyorum. İnternette biraz araştırdığımda bu konuda benzer görüşler mevcut. Yine de “acaba” demekten kendimi alamıyorum.

 

  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • Ortaköy Küçük Mecidiye Camii

    Beşiktaş Ortaköy’e Çırağan Caddesi üzerinden giderken, solda Beşiktaş ilçe Emniyet M…
Daha fazla  B.A.
  • 10 Kasım

    İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…
  • Çok şükür “ANDIMIZ” var

    Nerede ise seksen yıl bu ülkenin okullarında “ANDIMIZ” söylendi. Türküm, Doğruyum, Çalışka…
  • insanlık tarihinin en eski ve en şerefli mesleği

    Bir ülkenin gelişimi kentlerden kırsala doğru değil, kırsaldan kentlere doğru olmalıdır. B…
Daha fazla  Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumalısınız

10 Kasım

İlk 10 Kasımı hatırlıyorum. Haymana 12 Eylül İlkokulu, yıl 1970. Hava yağışlı. Okulun kori…